Yazan: admin | 12 June 2008 | Yorum yok
Kategoriler: Haberin Olsun
Kahramanlardan bazısı her şeyi görüyor, kimi her şeyi duyuyor. Başı açık ve bedenini sıkı sıkıya saran kıyafetler giyen Nur, karşısındakinin ruhunu okuyor.
ÇİZGİ ROMANDAN KARELER İÇİN TIKLAYIN
İslam aleminin süper kahramanlarını yaratmak için kurgulanan ve her biri Allah’ın 99 sıfatından birini temsil eden figürlerin canlandırıldığı ‘99’ adlı çizgi roman serisi 2006’da ilk kez Kuveyt’te pisayasa çıkmasından beri çılgınca tüketiliyor. İngilizce ve Arapça basılan ‘99’, ayda 30 bin satarken projenin mimarı Kuveytli psikolog ve ekonomist Naif el Muttava, kendini derin bir tartışmanın ortasında buldu. Allah’ın isimlerini cisimleştirmekle suçlanan Muttava’ya ‘kafir’ diyen bile var.
Araplar, başı açık ve bedeni saran kıyafetler giyinmiş kahramanları hazmetmekte zorlanıyor. Muttava, 2004’te Londra’da takside giderken kızının ‘Ne zaman roman yazacaksın’ sorusunun ardından 99’u aklına koymuş. Arap sermayedarların yardımıyla Tashkeel Medya Grubu’nu kurup ünlü animatörleri istihdam etmiş.
Karakterlerden 50’si erkek, 49’u kız. Hepsi kendisine özel güç veren bir taşa sahip. Kahramanlar ‘Gölgelerin gücü adına’ değil ‘Allah’ın adına’ diye söze başlıyor. Karakterlerden birinde kırmızı pelerinin yerini siyah ‘tesettür’ alıyor. Hikâye Moğolların 13’üncü yüzyılda Bağdat’ı işgal edip ünlü kütüphane Dar-ül Hikme’yi (Hikmet Evi) yıkmasıyla başlıyor. Kütüphaneciler baskını önceden haber alıp özel bir iksire tüm bilgileri emdirip bunu 99 taşın üzerine dökülüyor. Taşları koruyan özel bir örgüt kuruluyor. Ama 15. yüzyılda Granada’nın düşmesiyle taşların 33’ü Kolumbus’un gemileriyle Yeni Dünya’ya, 33’ü İpek Yolu’yla Asya’ya, kalan 33’ü Avrupa ile Afrika’ya dağılıyor. Yüzyıllar sonra iyi ve kötü insanlar bu taşların peşine düşüyor. Taşı bulanlar özel güce kavuşuyor ve dünyayı kötülüklerden kurtarmak için seferber oluyor. Basir geleceği görüyor, Sami her şeyi duyuyor, Nur insanın içindekini biliyor, Bari şifa dağıtıyor, Cebbar çok güçlü, Habir herşeyden haberdar oluyor… Ekonomik krizde paradan anlayan Gani devreye giriyor… Doğu ve Batı’dan seçilmiş karakterler modern, laik ve ruhani. Afganistan’da aç insanlara yardım ediyor, Afrika’da fil avcılarını durduruyor, şeytan Rughal ‘la savaşıyor.
Dizisi de çekiliyor
‘99’ öyle bir rüzgar estirdi ki bir İspanyol şirket kırtasiye malzemelerini 99 logolarıyla piyasaya sürdü. Bir Amerikalı şirket 99’u helal sosisli sandviç markası yapıyor. Serinin Malezya, Endonezya, Hindistan ve Kuzey Afrika’da yayımı için anlaşmalar yapıldı. Karakterlerin canlandırıldığı altı eğlence parkı kuruluyor. Çizgi romanın televizyon dizisi yapılması için bir Avrupalı firma ile anlaşma ufukta. Kuveyt Amerikan Üniversitesi ‘Arap dünyasının süper kahramanı’ adıyla özel bir sınıf bile açtı. Bu sınıfa konuk olduğunda bir öğrencinin ‘Nur nasıl olur da başı açık dua eder’ sorusuyla karşılaşan Muttava “Neden olmasın? Tanrıdan sadece örtünenler mi yardım isteyebilir? Müslüman olmanın tek yolu yok, en az 99 yolu var” yanıtını vermiş. (Radikal gazetesinden alıntıdır.)
Yazan: admin | 14 April 2008 | Yorum yok
Kategoriler: Uyan
23 Nisanlar, Yerli Malı haftaları, Yaşlılara yardım eden çocuklar, Susam Sokağı, Oyun Gemisi, Heidi ve benzeri çizgi filmler… Çocukluğuma ait tüm etkileşimlerin bana bir şey öğretmeye çalıştığını farkettim; Nazik olmak.
Hani dünyaca ünlü Türk konukseverliği var ya… Geçenlerde onu uzun yıllar
dirilmeyecek önce tecavüz ettik sonra da toprağa gömdük! “İtalyan sanatçı Pippa Bacca, “Barış Gelini” projesi için 8 Mart’ta sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile Milano’dan yola çıktı. Gelinlik giymişlerdi ve Slovenya’dan başlayıp Filistin’de sona erecek yolculuk otostopla yapılacaktı. Amaç insanların güvenilir olduğunu kanıtlamaktı. Planlandığı gibi İtalya’dan Hırvatistan, Sırbistan, Bosna ve Bulgaristan’ı geçip, 19 Mart’ta Türkiye sınırından girdiler. İki arkadaşın yolu burada ayrıldı; farklı yolları izleyerek Beyrut’ta buluşacaklardı. Picca’nın Türkiye turunu 29 Mart’ta tamamlaması, buradan Suriye, Lübnan, Filistin’e geçmesi gerekiyordu. Yolculuk boyunca çektikleri fotoğraflar ve günlükleri “Barış Gelinleri” internet sitesinde yayınlanıyordu. Ancak 31 Mart’ta Pippa ile irtibat kesildi. “İtalyan gelin kayıp” haberleri, 2 gün önce “Gebze’de ölü bulundu” haberiyle kesildi.
Çünkü, İnsanlıktan nasibini almamış bir seks manyağı, Yıllarca aramızda normal bir insanmış gibi dolaşıp sonra en yapılmayacak olanı, en yapılmayacak insana yaptı. Bunu yapanın kim olduğunun artık hiçbir önemi yok çünkü yıllarca herkes şunu söyleyecek “Pippa’yı Türkler öldürdü!” Hepimizin havasını suyunu kirleten bu barbarlık giderek artacak! Çünkü ortada eğitim sistemi falan kalmadı. Hoş eskiden de olduğu pek söylenemez ama en azından çocuklara élutfen iyi insanlar olun” diyen bir TRT mevcuttu. Şimdi Bakıyorum da özle kanallara; hepsi ağzından salyalar akan, tez yoldan köşeyi dönem tiyoları veren batakhaneler gibiler…
Asla affedilmeyecek bir hareket yaptık ve Bizi suçladıkları için değil, gerçekten suçlu olduğumuz için çok utanıyorum. Olay sonrası Pippa’nın ailesinin bu kadar sağduyulu davranması bile onları “uygar Avrupalılar” bizi “Barbar Türkler” yapıyor. Süpermen olup, Dünyanın tersine dönerek zamanı geri alabilseydim eğer… bunu çok isterdim.
A PIPPA
Abito bianco
![]() |
per andare a nozze con la tua morte
e con quella di noi tutti
Ti sei vestita di bianco
ma siccome la tua anima mi sente
ti vorrei dire che la morte
non ha la faccia della violenza
ma che è come un sospiro di madre
che viene a prenderti dalla culla
con mano leggera
Non so cosa dirti
io non credo nella
bontà della gente
ho già sperimentato tanto dolore
ma è come se vedessi la mia anima
vestita a nozze
che scappa dal mondo
per non gridare
PİPPA’YA
Beyaz elbise
Düğününe gitmek için ölümünle
Ve hepimizinkiyle
Sen beyazlar giymiştin
Ama sanki ruhunu hissediyorum
Demek istiyorsun ki ölümün bile
![]() |
Yüzü şiddetinki değil
Tıpkı bir annenin iç çekişi gibi
Seni kucağına almaya gelmişcesine
Yumuşacık ellerle…
Sana ne diyeceğimi bilmiyorum
Ben insanların
İnanmıyorum iyiliğine
Çok acı çektim şimdiye değin
Ama sanki ruhumu görüyormuşsun gibi geliyor
Düğüne gider gibi giyinmiş
Dünyadan kaçan
Çığlık atmamak için
(İtalyanca’dan çeviren Sezin Öney)
Yazan: admin | 03 April 2008 | Yorum yok
Kategoriler: Benim Sinemalarım, Oku, Seyret
Recep İvedik’in teaserlarının sinema salonlarında gösterilmeye başlamasıyla
sözleşmiş gibi herkes bu filmden bahsetmeye başladı. Bir süre sonra, -bu daha görülmemiş işin tebriği- midemi bulandırmış olacakki Recep İvedik’ten nefret etmiştim. Yaşadığım ilçenin yakınındaki il sinemalarında gösterildiği vakit, “Eşkiya” benzeri bir izdiham uyandırmasına aldırmadan, bu talebin, tamamen izleyicinin yerli film izleme dürtüsünden ve düşük beğeni düzeyinden kaynaklandığını düşünmüştüm.
Nihayetinde film buraya da geldi ve ailecek görüştüğümüz bir dostu ve eşimi kırmamak adına Recep ivedik’i görmek üzere yollara düştüm. Açıkcası filmi izlemek için hiç heyecanlanmıyordum. Koskoca “Öteki Sinema” Blogunun yazarı olarak bu kaba güldürü bana ne verebilirdi ki? Salona girdiğimde yıllardır uğramadığım bu sinemanın (Gölcük Garnizon Sineması) hiç değişmediğini farkettim. Salonun kokusu bile aynıydı. Bu nostaljik hazla şartlanıp eskiden olduğu gibi Fuaye kantinine gidip Kolamı ve mısırımı aldım ve ikisi için sadece 95 Kuruş ödedim! (Askeri sinemalar hep ucuzdu zaten!)
Film başladığında aklımda başka düşünceler vardı. Bir gün sonrasının işllerini kafamda organize etmeye çalışıyor ve böylelikle 1.5 saatlik Recep İvedik Bunalımından kolayca sıyrılacağımı umuyordum. Derken… Bir şeyler oldu ve bende diğer izleyiciler gibi tepki vermeye, önce gülümsemeye arkasından da kahkahalarla gülmeye başladım. Evet, garip ama Recep İvedik çok komikti! Neyse, dedim kendi kendime “komik bir film seyreder çıkarız.” ama kahkahalarla dolu filmin bitiminde içimi buruk bir duygu kapladı. Neden böyle olduğunu düşündüğümde kendime verdiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim cevap şu oldu: Film Recep İvedik ve onun yol macerası sırasında karşılaştığı insanlardan oluşuyor. Kuralcı bir otel müdürü, ezik ama neşeli bir otel komisi, Sırf zengin olduğu için sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kalan Recep’in çocukluk aşık Sibel, ve diğer sıkışmış insanlar…

Recep hepsinin içinde tek özgür insan… istediği anda, aklına geleni yapıyor ve hissettiği gibi yaşıyor. Kaba ama dürüst, rüküş ama eğlenceli ve ısrarla aksini belirtmesine rağmen kompleksiz… İzlerken kendi kıstırılmışlığınıza da lanet okuyorsunuz ve Recep’i içten içe kıskanıyorsunuz. Çünkü bizde perdede izlediğimiz yan karakterler gibi emir komuta zincirinin içinde yaşayan mesai saatlerine hapsedilmiş insanlarız bunu bilmek Recep İvedik’i hem kucaklamamıza hemde kendimize acımamıza sebep oluyor. Recep komiyi tokatladıkca, dayağı yiyen biz oluyor ama yine o komi gibi kızmak yerine hayran oluyoruz.
Sadece gülmek için değil hikayesi için de izlenebilir bir filmmiş Recep İvedik… Benim gibi kasmayıp seyredin.
Yazan: admin | 30 March 2008 | Yorum yok
Kategoriler: Haberin Olsun
WordPress 2.5 yayınlandı ve indirilmeye hazır durumda. Günlerce süren test aşamalarından sonra, geliştiriciler 3 final öncesi (RC) sürümden sonra nihayet stabil sürümü yayınladılar.

Bir sürü görsel ve yapısal yenilikle birlikte gelen WordPress 2.5′in duyurulması ile, WordPress resmi blogu‘da yenilenen yönetici panelinin renk paleti ile paralel bir görsel değişikliğe gitmiş. Gayet de şık olmuş hani.
Bu arada gereksiz bir bilgi: WordPress 2.5 sürümünün kod adı Amerikalı Saksafon ustası Michael Brecker‘ın anısına Brecker olarak belirlenmiş.
Kaynak: Wordpress Türkiye