<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Damdakiler Blog</title>
	<atom:link href="http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.damdakiler.com/blog</link>
	<description>Hayat ne garip! Vapurlar falan...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Jan 2009 09:20:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Hoşcakal Pippa&#8230;</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=37</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=37#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 09:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyan]]></category>
		<category><![CDATA[Barbar Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Pippa]]></category>
		<category><![CDATA[Pippa Bacca]]></category>
		<category><![CDATA[Süpermen]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Utanç]]></category>
		<category><![CDATA[Xbox 360]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlık suçu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisanlar, Yerli Malı haftaları, Yaşlılara yardım eden çocuklar, Susam Sokağı, Oyun Gemisi, Heidi ve benzeri çizgi filmler&#8230; Çocukluğuma ait tüm etkileşimlerin bana bir şey öğretmeye çalıştığını farkettim; Nazik olmak. Hani dünyaca ünlü Türk konukseverliği var ya&#8230; Geçenlerde onu uzun yıllar dirilmeyecek önce tecavüz ettik sonra da toprağa gömdük! &#8220;İtalyan sanatçı Pippa Bacca, “Barış Gelini” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">23 Nisanlar, Yerli Malı haftaları, Yaşlılara yardım eden çocuklar, <a class="zem_slink" title="Susam Sokağı" rel="wikipedia" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Susam_Soka%C4%9F%C4%B1">Susam Sokağı</a>, Oyun Gemisi, <a class="zem_slink" title="Heidi" rel="wikipedia" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Heidi">Heidi</a> ve benzeri çizgi filmler&#8230; Çocukluğuma ait tüm etkileşimlerin bana bir şey öğretmeye çalıştığını farkettim; Nazik olmak.</p>
<p style="text-align: justify;">Hani dünyaca ünlü Türk konukseverliği var ya&#8230; Geçenlerde onu uzun yıllar <img class="alignright" style="float: right;" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/283639.jpg" alt="" />dirilmeyecek önce tecavüz ettik sonra da toprağa gömdük!  &#8220;<span class="textBodyBlack">İtalyan sanatçı Pippa Bacca, “Barış Gelini” projesi için 8 Mart’ta sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile Milano’dan yola çıktı. Gelinlik giymişlerdi ve Slovenya’dan başlayıp Filistin’de sona erecek yolculuk otostopla yapılacaktı. Amaç insanların güvenilir olduğunu kanıtlamaktı. Planlandığı gibi İtalya’dan Hırvatistan, Sırbistan, Bosna ve Bulgaristan’ı geçip, 19 Mart’ta Türkiye sınırından girdiler. İki arkadaşın yolu burada ayrıldı; farklı yolları izleyerek Beyrut’ta buluşacaklardı. Picca’nın Türkiye turunu 29 Mart’ta tamamlaması, buradan Suriye, Lübnan, Filistin’e geçmesi gerekiyordu. Yolculuk boyunca çektikleri fotoğraflar ve günlükleri “Barış Gelinleri” internet sitesinde yayınlanıyordu. Ancak 31 Mart’ta Pippa ile irtibat kesildi. “İtalyan gelin kayıp” haberleri, 2 gün önce “Gebze’de ölü bulundu” haberiyle kesildi. </span></p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü, İnsanlıktan nasibini almamış bir seks manyağı, Yıllarca aramızda normal bir insanmış gibi dolaşıp sonra en yapılmayacak olanı, en yapılmayacak insana yaptı. Bunu yapanın kim olduğunun artık hiçbir önemi yok çünkü yıllarca herkes şunu söyleyecek &#8220;Pippa&#8217;yı Türkler öldürdü!&#8221; Hepimizin havasını suyunu kirleten bu barbarlık giderek artacak! Çünkü ortada eğitim sistemi falan kalmadı. Hoş eskiden de olduğu pek söylenemez ama en azından çocuklara élutfen iyi insanlar olun&#8221; diyen bir <a class="zem_slink" title="Turkish Radio and Television Corporation" rel="homepage" href="http://www.trt.net.tr">TRT</a> mevcuttu. Şimdi Bakıyorum da özle kanallara; hepsi ağzından salyalar akan, tez yoldan köşeyi dönem tiyoları veren batakhaneler gibiler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Asla affedilmeyecek bir hareket yaptık ve Bizi suçladıkları için değil, gerçekten suçlu olduğumuz için çok utanıyorum.  Olay sonrası Pippa&#8217;nın ailesinin bu kadar sağduyulu davranması bile onları &#8220;uygar Avrupalılar&#8221; bizi &#8220;Barbar Türkler&#8221; yapıyor. Süpermen olup, Dünyanın tersine dönerek zamanı geri alabilseydim eğer&#8230; bunu çok isterdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong> A PIPPA</strong></span><br />
Abito bianco</p>
<table style="padding: 5px 0pt 0pt 15px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="1%" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.ntvmsnbc.com/news/283638.jpg" border="0" alt="" hspace="0" vspace="0" width="200" height="234" align="left" /></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="textBodyBlack" style="font-size: x-small; line-height: 150%;">per andare a nozze con la tua morte<br />
e con quella di noi tutti<br />
Ti sei vestita di bianco<br />
ma siccome la tua anima mi sente<br />
ti vorrei dire che la morte<br />
non ha la faccia della violenza<br />
ma che è come un sospiro di madre<br />
che viene a prenderti dalla culla<br />
con mano leggera<br />
Non so cosa dirti<br />
io non credo nella<br />
bontà della gente<br />
ho già sperimentato tanto dolore<br />
ma è come se vedessi la mia anima<br />
vestita a nozze<br />
che scappa dal mondo<br />
per non gridare</p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong> PİPPA’YA</strong></span><br />
Beyaz elbise<br />
Düğününe gitmek için ölümünle<br />
Ve hepimizinkiyle<br />
Sen beyazlar giymiştin<br />
Ama sanki ruhunu hissediyorum<br />
Demek istiyorsun ki ölümün bile</p>
<table style="padding: 5px 0pt 0pt 15px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="1%" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.ntvmsnbc.com/news/283637.jpg" border="0" alt="" hspace="0" vspace="0" width="200" height="267" align="left" /></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yüzü şiddetinki değil<br />
Tıpkı bir annenin iç çekişi gibi<br />
Seni kucağına almaya gelmişcesine<br />
Yumuşacık ellerle&#8230;<br />
Sana ne diyeceğimi bilmiyorum<br />
Ben insanların<br />
İnanmıyorum iyiliğine<br />
Çok acı çektim şimdiye değin<br />
Ama sanki ruhumu görüyormuşsun gibi geliyor<br />
Düğüne gider gibi giyinmiş<br />
Dünyadan kaçan<br />
Çığlık atmamak için<br />
<strong><em>(İtalyanca’dan çeviren Sezin Öney)</em></strong></p>
<div class="zemanta-pixie" style="margin-top: 10px; height: 15px;"><a class="zemanta-pixie-a" title="Zemified by Zemanta" href="http://reblog.zemanta.com/zemified/97304927-38d2-4eb4-ae4c-2492e143a9ba/"><img class="zemanta-pixie-img" style="border: medium none; float: right;" src="http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=97304927-38d2-4eb4-ae4c-2492e143a9ba" alt="Reblog this post [with Zemanta]" /></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=37</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Recep İvedik</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=36</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=36#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 10:26:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim Sinemalarım]]></category>
		<category><![CDATA[Oku, Seyret]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Recep İvedik]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[şahan gökbakan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Recep İvedik&#8217;in teaserlarının sinema salonlarında gösterilmeye başlamasıyla sözleşmiş gibi herkes bu filmden bahsetmeye başladı. Bir süre sonra, -bu daha görülmemiş işin tebriği- midemi bulandırmış olacakki Recep İvedik&#8217;ten nefret etmiştim. Yaşadığım ilçenin yakınındaki il sinemalarında gösterildiği vakit, &#8220;Eşkiya&#8221; benzeri bir izdiham uyandırmasına aldırmadan, bu talebin, tamamen izleyicinin yerli film izleme dürtüsünden ve düşük beğeni düzeyinden kaynaklandığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Recep İvedik&#8217;in teaserlarının sinema salonlarında gösterilmeye başlamasıyla<img class="alignright" style="float: right;" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/280936.jpg" alt="" width="227" height="328" /> sözleşmiş gibi herkes bu filmden bahsetmeye başladı. Bir süre sonra, -bu daha görülmemiş işin tebriği- midemi bulandırmış olacakki Recep İvedik&#8217;ten nefret etmiştim. Yaşadığım ilçenin yakınındaki il sinemalarında gösterildiği vakit, &#8220;Eşkiya&#8221; benzeri bir izdiham uyandırmasına aldırmadan, bu talebin,  tamamen izleyicinin yerli film izleme dürtüsünden ve düşük beğeni düzeyinden kaynaklandığını düşünmüştüm.</p>
<p style="text-align: justify;">Nihayetinde film buraya da geldi ve ailecek görüştüğümüz bir dostu ve eşimi kırmamak adına Recep ivedik&#8217;i görmek üzere yollara düştüm. Açıkcası filmi izlemek için hiç heyecanlanmıyordum. Koskoca &#8220;<a href="http://www.otekisinema.com" target="_blank">Öteki Sinema</a>&#8221; Blogunun yazarı olarak bu kaba güldürü bana ne verebilirdi ki? Salona girdiğimde yıllardır uğramadığım bu sinemanın (Gölcük Garnizon Sineması) hiç değişmediğini farkettim. Salonun kokusu bile aynıydı. Bu nostaljik hazla şartlanıp eskiden olduğu gibi Fuaye kantinine  gidip Kolamı ve mısırımı aldım ve ikisi için sadece 95 Kuruş ödedim! (Askeri sinemalar hep ucuzdu zaten!)</p>
<p style="text-align: justify;">Film başladığında aklımda başka düşünceler vardı. Bir gün sonrasının işllerini kafamda organize etmeye çalışıyor ve böylelikle 1.5 saatlik Recep İvedik Bunalımından kolayca sıyrılacağımı umuyordum. Derken&#8230; Bir şeyler oldu ve bende diğer izleyiciler gibi tepki vermeye, önce gülümsemeye arkasından da kahkahalarla gülmeye başladım. Evet, garip ama Recep İvedik çok komikti! Neyse, dedim kendi kendime &#8220;komik bir film seyreder çıkarız.&#8221; ama kahkahalarla dolu filmin bitiminde içimi buruk bir duygu kapladı. Neden böyle olduğunu düşündüğümde kendime verdiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim cevap şu oldu: Film Recep İvedik ve onun yol macerası sırasında karşılaştığı insanlardan oluşuyor. Kuralcı bir otel müdürü, ezik ama neşeli bir otel komisi, Sırf zengin olduğu için sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kalan Recep&#8217;in çocukluk aşık Sibel, ve diğer sıkışmış insanlar&#8230;</p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.sineport.com/vizyon/resim/2008/recep_ivedik/recep_ivedik06.jpg" alt="recep_ivedik" width="300" height="200" /></p>
<p style="text-align: justify;">Recep hepsinin içinde tek özgür insan&#8230; istediği anda, aklına geleni yapıyor ve hissettiği gibi yaşıyor. Kaba ama dürüst, rüküş ama eğlenceli ve ısrarla aksini belirtmesine rağmen kompleksiz&#8230;  İzlerken kendi kıstırılmışlığınıza da lanet okuyorsunuz ve Recep&#8217;i içten içe kıskanıyorsunuz. Çünkü bizde perdede izlediğimiz yan karakterler gibi emir komuta zincirinin içinde yaşayan mesai saatlerine hapsedilmiş insanlarız bunu bilmek Recep İvedik&#8217;i hem kucaklamamıza hemde kendimize acımamıza sebep oluyor. Recep komiyi tokatladıkca, dayağı yiyen biz oluyor ama yine o komi gibi kızmak yerine hayran oluyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece gülmek için değil hikayesi için de izlenebilir bir filmmiş Recep İvedik&#8230; Benim gibi kasmayıp seyredin.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.youtube.com/watch?v=X0_7uUQKER0">Filmin Fragmanı</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=36</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhsin Bey</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=32</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=32#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2008 08:13:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mazi kalbimde bir yaradır...]]></category>
		<category><![CDATA[Seyrettiklerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kusura bakma agam! kendimi kurtarmam gerekti&#8230;&#8221; &#8220;kurtardın mı bari&#8230;&#8221; &#8220;Muhsin Bey&#8221; çiçekleri seven bir adamın öyküsü&#8230; o yüzden olsa gerek köyünden emmisinin tavsiyesiyle gelen Ali Nazik&#8217;e sahip çıkıyor, koruyor, kolluyor ve çabalıyor. sessiz sedasız bir zamanların çok mühim plakcisi musin bey 80&#8242;ler geldiğinde artık köşesine çekilmek zorunda kalıyor. çünkü artık toplumun önemsediği herşeyin kökten değiştiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>&#8220;Kusura bakma agam! kendimi kurtarmam gerekti&#8230;&#8221;<br />
&#8220;kurtardın mı bari&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Muhsin Bey&#8221; çiçekleri seven bir adamın öyküsü&#8230; o yüzden olsa gerek köyünden emmisinin tavsiyesiyle gelen Ali Nazik&#8217;e sahip çıkıyor, koruyor, kolluyor ve çabalıyor. sessiz sedasız bir zamanların çok mühim plakcisi musin bey 80&#8242;ler geldiğinde artık köşesine çekilmek zorunda kalıyor. çünkü artık toplumun önemsediği herşeyin kökten değiştiği yılların sanatcılarının yüzüne bakılmadığı ama bir gecede sanatcı ve şöhret olunabildiği zamanlar&#8230; böyle bir zamanda gelince Ali Nazik iki adamın hızlı ve sımsıkı kenetlenişi anlatılmaya başlanıyor. Muhsin sözünün eri&#8230; kendi redddetiği tüm metodlarla olsa bile Ali Nazik şöhret olacak&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.ntvmsnbc.com/news/187057.jpg" height="275" width="346" /></p>
<p>&#8220;Muhsin Bey&#8221; filminin en önemli yanı (bence) baş karakteriyle aynı kişiliği taşıyan bir yerli yapım olması&#8230; yani, gösterişden uzak ama ilk sn.den bitişine kadar söz verdiği her şeyi harfiyen yerine getiren, hiç bir şekilde sarkmayan, ajitasyona kaçmayan, film gibi bir film kendi zamanında gırla çekilen garip, zavallı, ucuz &#8220;Arabesk şarkıcı filmleri furyası&#8221;na inat edercesine ulusal sinemanın çok seçkin bir örneği.</p>
<p>filmdeki en önemli an ise Ali nazik&#8217;in damda kaldığı korkudan kıpırdayamadığı an&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;korkiyem agam..kıpırdiyemiyem!&#8221;<br />
&#8220;korkma&#8230;tutun bana! şimdi sen bir adım ileri atacaksın, ben bir adım geri… böyle kurtulacağız buradan!&#8221; </strong></p>
<p>Gerçektende 80&#8242;lerde geçmişe ait güzel, özel ne varsa bir adım geri atarken köyden kente göç etmiş nufusun beslemesiyle yağmacı bir ruh bir adım ileri atmaktaydı&#8230; her yerde arabeskciler, küçük emrah, ceylanlar&#8230; bayağılık, basitlik.</p>
<p>Yavuz Turgul &#8220;Muhsin bey&#8221; karakterinin hikayesinde tüm bir ülkenin (bizim ülkemiz) kaybedişini anlatmaktadır. Türk ulusunun kendine ait değerleri paçavra gösterişlerle değiştiği zalim yıllar&#8230;. bu yüzden içimizi acıtan bu filmi çok severiz. &#8220;Muhsin Bey&#8221; hepimizin olmak istediği ama bir türlü başaramadığı bir adamdır. bir görkemli kaybeden&#8230;</p>
<p>artık tek bir Muhsin&#8217;in kalmadığı bir yerde yaşıyoruz. birer Ali Nazik olduk hepimiz güzel olan her şey geride kaldı.varsa yoksa küçük hesaplar, kariyer planları, yurtdışı tatilleri, pahalı elektronikler, güç savaşları&#8230;.</p>
<p>Muhsin Bey&#8217;in Madama söylediği gibi suni gübreyle beslenen çiçekler gibiyiz. coşup açıyoruz bir anda, ama sonra hepten ölüyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=32</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğan Kardeş</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=31</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=31#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2008 07:53:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mazi kalbimde bir yaradır...]]></category>
		<category><![CDATA[Oku, Seyret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar ilkokul 1. sınıfta okuyan oğlum için, devamlı takip edebileceği, hayal gücünü açacak, bol çizgi romanlı bir süreli yayın arayışındayım. Benim okuma maceram da hemen hemen aynı dönemde babamın elinde getirdiği bir Milliyet Çocuk (Baytekin Özel sayısı) ile başlamıştı. Çizgi romanlar hem hayal gücümü ve vizyonumu olabildiğince genişletmiş, hem de okuma yeteneğimi hızlandırarak güçlendirmişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aralar ilkokul 1. sınıfta okuyan oğlum için, devamlı takip edebileceği, hayal gücünü açacak, bol çizgi romanlı bir süreli yayın arayışındayım. Benim okuma maceram da hemen hemen aynı dönemde babamın elinde getirdiği bir Milliyet Çocuk (Baytekin Özel sayısı) ile başlamıştı. Çizgi romanlar hem hayal gücümü ve vizyonumu olabildiğince genişletmiş, hem de okuma yeteneğimi hızlandırarak güçlendirmişti. Çizgi Roman etiketi altında piyasada bulunan, büyüklerin genellemesiyle; Tommiks, Teksas’lar hangi aklıevvel yüzündendir bilmem, lanetlenmiş, eve uyuşturucu sokmaktan daha zor okunur olmuştu ama Milliyet <span> </span>Çocuk, Tercüman Çocuk, Güneş Çocuk, Doğan Kardeş gibi haftalık periyotlu dergiler hem büyüklere hoş gözüküyor, hem de çizgi roman okumayı masumlaştırıyordu. Oldukça hatırı sayılır bir takipçisi olan bu dergiler zamanla kapandılar ya da form değiştirdiler. O günlerden günümüze tamamen değişmiş ve Miço adını almış haliyle bir Milliyet Çocuk kaldı sanırım, ama tatsız tuzsuz ve ruhsuz bir şekilde…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><img src="http://www.tarkan-sitesi.com/images/diger_eserleri/karikaturler/Dogan_Kardes_kapak_Hosgeldin_Mohini_200.jpg" align="left" height="291" width="200" />Bu arayış esnasında birden gözüme takılan Doğan Kardeş dergisi Marketin orta yerinde bir zaman tünelinden geçmeme sebep olacaktı az kalsın. Hiç düşünmeden dergiyi alıp, iyi avlanmış bir yırtıcı hayvan edasıyla evde bekleyen aç evladımın önüne attım! Ama açıkçası pek ilgilenmedi! Nedendir diye düşünürken dergiyi karıştırmaya ve konuya muvaffak olmaya başladım. Yeni Doğan Kardeş, şimdiki çocuklar için değil, bir zamanlar takipçisi olan ama şimdi kocaman adam olmuş çizgi roman müptelaları için yayınlanmaya başlamıştı. Türk çocuk dergileri arasında çok özel bir yeri olan ve Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in bir kazada kaybettiği oğlunun adını verdiği dergi, 1945 ile 1978 yılları arasında, otuz üç yıl boyunca aralıksız yayınlandı. 90’larda bir geri dönüş yapsa da bu kısa ömürlü oldu ve günümüze kadar hepimizin en özel çocukluk anılarında yer aldı. Doğan Kardeş, yıllarca Türk çocuk dergiciliğinin başını çekti ve yayınlandığı dönemde kalitesiyle ve doğru yönlendirmesiyle bir neslin hayatını yönlendirdi ya da değiştirdi. Bir sürü ünlü sima da çocukken bu derginin devamlı okuyucularıydı. Müjdat Gezen, İdil Biret, Suna Kan ve niceleri… Müzik tahsili için yurtdışında bulunan küçük Suna Kan dergiye yolladığı mektubunda şöyle diyordu: “İtalya’ya müzik ve kültür tahsiline gidiyorum. İleride büyük bir virtüöz olarak döneceğimi düşündükçe seviniyorum. Memleketimin bana sarf ettiği emekleri boşa çıkarmayacağım.”</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bir Milliyet Çocuk fanatiği olarak, Doğan Kardeş’i, çok daha sonraları sahaflardan aldığım ciltleri sayesinde okuyup, sevmiştim. Milliyet Çocuk’a göre çeşitliliği az ve yayınladığı çizgi roman sayısı düşüktü ama Frankofonlar iyiydi. Doğan Kardeş Tortaks, Kahraman Ozan Hügo,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">İkiz Kardeşler, Profesör Tonton gibi nefis çizgi romanlar her yaştan meraklısıyla buluşmuştu ama artık köprünün altından çok sular akmıştı ve çizgi romanlar ve onları okuyanlar dâhil olmak üzere her şey değişmişti. Yeni Doğan Kardeş, çizgi roman’a odaklanmış olarak aylık periyoda yayınlanacak ve artık çizgi romanların seçiminden de anladığımız üzere bir yetişkin dergisiolmuş. Çizgi romanlar seçilirken farklı türlerin bir araya gelmesine özen gösterilmiş, derginin ilk sayısında çizgi roman âleminin ustalarından Alexandro Jodorowsky’nin yazdığı, Mark Riou ve Mark Vigouroux’nun resimlediği kısa hikâyeler, kovboy Blueberry, Blacksad, Okko, Gecelerin Efendisi, Albatros ve David Fincher’ın sinemaya uyarlamakta olduğu Tetikçi gibi seriler var. Ayrıca yükselen manga çizgi romanı merakı da es geçilmemiş… 16 sayfalık bir manga eki dergiyle birlikte verilmekte fakat Manga ile yeni tanışan okurların kafasını karıştıracak kadar türle etkileşimi zayıf bu eki pek beğendiğimi söyleyemem, açıkçası derginin satışı için bir cazibe yaratacak gibi durmuyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Eski kahramanların neredeyse ezberlenmiş öykülerinin farklı formatlarda yeniden, yeniden ve yeniden yayınlandığı ve giderek düşen satış rakamlarından bahsedilen Türk çizgi roman yayıncılığında yeni bir umut olarak algılansa da yeni Doğan Kardeş ile ilgili bazı çekincelerim de yok değil. Özellikle Aylık yayınlanan bir dergi için çok az sayfa sayısına ve reklâm almadığı için haklılığı bir yerde savunulabilecek, pahalı fiyat etiketine sahip derginin ne derece takip edilir olacağı büyükçe bir soru işareti haline geliyor. Geçtiğimiz yıllarda, bu piyasada büyük umutlarla başlayıp, birkaç ay da sona eren çizgi romanlardan sonra, haklı olarak, kimse aylarca takip ettiği bir macerayı yarıda bırakmak istemiyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Doğan Kardeş’in önünde uzun ve zor bir yol var. İlk sayıyı bir zamanlar Doğan Kardeş okumuş tüm yetişkinler, şartlanmış bir duyguyla alacaklardır ama formatın bu denli değiştiği dergi onlar için sadece bir isim olmaktan öteye gitmeyecektir. Hatta yayınlanan kimi çizgi romanların, bunu bir çocuk dergisi sanarak alanlarda önce hayret sonra nefret hisleri yaratacağı bir gerçek, çünkü “Doğan Kardeş” ismi 33 yıl boyunca bir çocuk dergisi olarak insanımızın beynine kazındı. Şimdi aniden aynı isimle çıkan bir derginin tamamen farklı bir yayıncılık anlayışına yönelmesi bazıları için affedilecek bir durum olmayacaktır. YKY’nın bu isimde ısrar etmesi uzun vadede çeşitli tartışmaları getirebilir. Derginin bir sorunu da ilk sayının dağıtımının kısıtlı ve sorunlu yapılmış olması, fakat bu zamanla düzelecektir diye düşünüyorum. Tabii çizgi roman okuru için ilk sayıya sahip olmanın önemi nedeniyle eski sayıların bulunabilir olması da çok önemli. Ayrıca tam macera okumaya alışmış Türk çizgi roman okurları, beğendikleri çizgi romanı sadece 8 sayfa okuduktan sonra, 1 aylık bir bekleme süresinden oluşan bu sabır girdabına ne kadar dayanabilecekler, bunu zaman gösterecek.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Doğan Kardeş umarım Türk çizgi romanına yeni umutlar ve takipçiler kazandıran güçlü bir yayın olur. İyice soluklaşmış karışık bir dünyada eski bir dostun hatırlattıklarına ve yeni sohbetlerine hepimizin ihtiyacı var çünkü…<o:p></o:p></p>
<p align="right"><strong>Murat Tolga ŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=31</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ormanda kaybolmak</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=30</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=30#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2008 06:06:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[FotoKaçış]]></category>
		<category><![CDATA[Gezelim Görelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Blogu yeni açmış olmanın verdiği heyecanla biraz da yaz mevsimine olan özlemimle sanırım, hemen Ayvalık falan girişmişim, halbuki şu an ben net’e girip tavsiye falan arasam kışlık bir tatil arayışının yazılarını okumak isterim. Tamam o zaman deyip yatmadan önce geçen nisan ayında kalabalık bir arkadaş gurubuyla bir hafta sonu konakladığımız, Bolu Sarıalan yaylasında bulunanan Özcan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="post-content_">
<p class="post-content">Blogu yeni açmış olmanın verdiği heyecanla biraz da yaz mevsimine olan özlemimle sanırım, hemen Ayvalık falan girişmişim, halbuki şu an ben net’e girip tavsiye falan arasam kışlık bir tatil arayışının yazılarını okumak isterim. Tamam o zaman deyip yatmadan önce geçen nisan ayında kalabalık bir arkadaş gurubuyla bir hafta sonu konakladığımız, Bolu Sarıalan yaylasında bulunanan<a href="http://www.ozcandagevi.com" target="_blank"> </a><a href="http://www.geocities.com/ozcan_pansiyon/" target="_blank">Özcan Dağ evi</a> tatilimizden bahsetmek istiyorum.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img352.imageshack.us/img352/2677/bolu048px9.jpg" alt="" width="400" height="268" /></p>
<p>Sarıalan yaylaları, Bolu’nun 20 km. güneydoğusunda Kartalkaya yolu üzerinde, çevresinde 14 yaylanın bulunduğu bir yayla grubudur. Burada kamp, piknik ve trekking için uygun yerler vardır. Saraycık Yaylası kenarında bulunan gölet yöreye ayrı bir güzellik katmaktadır. Köroğlu Turizm Alanı 2. Gelişim Bölgesi içinde yer almakta… Geçen yıl artık yaz gelse de bir yerlere gitsek ama kışa da güzel bir veda etsek dediğimiz bir zamanda, 15 yıllık dostlarımızla buluştuğumuz <a href="http://www.damdakiler.com//" target="_blank">damdakiler.com</a>’un değerli üyesi Mustafa Hindistan kardeşimin ön ayak olmasıyla forum üzerinden bir gezi tertipleyip gidivermiştik ve çok da iyi yapmıştık.</p>
<p>Gerçi yol uzadıkca ve yukarılara doğru çıktıkca Haramiler gurubunun solisti de olan dostumuz<img src="http://img412.imageshack.us/img412/2872/bolu040ig7.jpg" alt="" width="162" height="237" align="right" /> Ayhan’ın arabasında “bizi buralarda kesseler kimse duymaz”, “kar olmaya başladı zincirmi taksaydık” gibi korkakça uydurma şarkılar eşliğinde endişeler olmadı değil… fakat yine de yiğitlikten azca taviz vererek Sarıalan yaylasında mevcut konaklama mekanımıza ulaştık. Kalacağımız yer Ormanın içinde unutulmuş gibi duran lüks’den ve konfordan yoksun (kişiye göre değişir) ama bir o kadar da sıcak ve samimi duran Özcan Dağ eviydi. 2 arabaya doluşmuş 5 çift olarak tesise giriş yaptıkdan sonra odalarımıza yerleştik ve hemen aşağıya Şömünenin de olduğu lobi ve yemek salonu olarak kullanılan kısma indik. Burası öyle güzel ve öyle huzurluydu ki sabaha kadar da bizi oradan sökmek mümkün olmadı. Dostlarla yapılan sıcak ve huzurlu bir sohbetin yerini hiç bir şey tutmaz… Sadece bir saat uyku için odalara çıktığımızı ve sabah nefis kahvaltı kokularını duyup apar topar tekrar aşağıya indiğimizi hatırlıyorum. Ertesi gün tüm gün boyunca çevreyi gezip eşsiz doğanın tadını çıkardık. 5 yıldızlı, herşey dahil otel tuzağının ötesinde, sizinle paranız için değil, Anadolu insanının samimiyetiyle ilgilenip misafir eden işletmecileri için ve yeni bir tatil fikrini kafanıza sokan inanılmaz güzel olan bu mekanı hepinize şiddetle tavsiye ediyorum.</p>
<p>Aşağı yukarı nasıl bir yerle karşılacağınız tahmin edebilmeniz için de Dağ evinin sahiplerinin kendi tanıtımlarını ve oradayken çektiğim fotoğrafları ekliyorum. iyi kaçışlar…</p>
<p class="MsoNormal">“Orman içerisinde dev ağaçların arasına gizlenmiş, otantik, nostaljik güzelliğine buz gibi akan dereyi de katınca görülmeye değer bir yer olmuş.Kar suyu ile beslenmiş alabalıkların pişmesini beklerken orman içerisinde kısa yürüyüşler yapmak mümkün. Teknolojiden uzaklaşmak yaşamın stresinden kaçıp doğaya sığınmak isteyenler için hatırlatırız; burada cep telefonu, televizyon gibi aletler yok. En fazla cızırtılı bir şekilde TRT’den yurttan sesler korosunu dinleyebilirsiniz.Dileyenler yemek eşliğinde, şömine ateşi karşısında emekli hocamızın keman nağmelerini dinleyebilirler.Rüzgâr,dere ve kuş seslerinden oluşan senfoniyi dinlemek orman içindeki Bungalowl’larda ve kaloriferli odalarda tatil yapmak için “Ben buraya tekrar geleceğim” diyenler,”</p>
<p><a href="http://img255.imageshack.us/my.php?image=bolu003hq7.jpg" target="_blank"><img src="http://img255.imageshack.us/img255/6817/bolu003hq7.th.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://img232.imageshack.us/my.php?image=bolu023mf9.jpg" target="_blank"><img src="http://img232.imageshack.us/img232/6637/bolu023mf9.th.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://img232.imageshack.us/my.php?image=bolu043db3.jpg" target="_blank"><img src="http://img232.imageshack.us/img232/7619/bolu043db3.th.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://img232.imageshack.us/my.php?image=bolu046le7.jpg" target="_blank"><img src="http://img232.imageshack.us/img232/3474/bolu046le7.th.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://img148.imageshack.us/my.php?image=bolu080nv2.jpg" target="_blank"><img src="http://img148.imageshack.us/img148/9873/bolu080nv2.th.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://img232.imageshack.us/my.php?image=bolu104yk4.jpg" target="_blank"><img src="http://img232.imageshack.us/img232/7940/bolu104yk4.th.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://img232.imageshack.us/my.php?image=bolu148kk9.jpg" target="_blank"><img src="http://img232.imageshack.us/img232/9840/bolu148kk9.th.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://img148.imageshack.us/my.php?image=bolu158sw4.jpg" target="_blank"><img src="http://img148.imageshack.us/img148/8452/bolu158sw4.th.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">rezervasyon yaptırmayı unutmayın! Zira özellikle hafta sonları yer bulmak pek mümkün olmuyor.</p>
<p style="text-align: center">( Tel:03742189081 &#8211; 05362295395 &#8211; 05377743837 )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=30</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayvalık</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=28</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=28#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 14:51:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[FotoKaçış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımın geçmesini istediğim yerlerden biri de Ayvalık. Dar sokaklarında kaybolmayı, Güvercin Adası&#8217;nı ve insanını pek severim. Uzun yürüyüşler ve sakin koylarda deniz sefalarıyla bu günler Ayvalık gezisi için çok uygun&#8230; Bir kasaba ne kadar sevimli olabilir?&#8221; sorusunun cevabı, benim için Ayvalık&#8217;tır. Bir kere buram buram tarih kokar. Dar sokakları hikaye dolu, insanı medenidir. İklimi hoştur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><span style="color: #9999ff; font-weight: bold">Hayatımın geçmesini istediğim yerlerden biri de Ayvalık. Dar sokaklarında kaybolmayı, Güvercin Adası&#8217;nı ve insanını pek severim. Uzun yürüyüşler ve sakin koylarda deniz sefalarıyla bu günler Ayvalık gezisi için çok uygun&#8230;</span></p>
<p>Bir kasaba ne kadar sevimli olabilir?&#8221; sorusunun cevabı, benim için Ayvalık&#8217;tır. Bir kere buram buram tarih kokar. Dar sokakları hikaye dolu, insanı medenidir. İklimi hoştur. Yazı fazla bunaltmaz, kışları ılık geçer. &#8220;Eşşek rüzgarı&#8221;na tutulmadığınız sürece, Ayvalık şahane bir liman kasabasıdır.<br />
Geçenlerde televizyonda, hem de NTV&#8217;de bir gezi programında seyrettim. Güzel ve boş kızlardan biri Ayvalık&#8217;ta dolanıyor. Nasıl aptalca bir metin yazılmış, nasıl bütün program &#8220;Ayvalık&#8217;a gelmişken Ayvalık tostu yememek olmaz&#8221; gibi klişelerle bezenmiş, kanım çekildi.<br />
Bir defa, bu sokaklarda bilerek yürüyeceksin. Mübadeleyi, Girit&#8217;ten ve Midilli&#8217;den gelenleri, gidenlerin bıraktığı izleri tanıyacaksın. Midilli&#8217;den gelenlere &#8220;Adalı&#8221;, Girit&#8217;ten gelenlere de &#8220;Gritikos&#8221; dendiğini öğreneceksin. Zengin adalıların Çamlık&#8217;a yerleştiğini ve hâlâ olağanüstü evlerde yaşadıklarını bileceksin. Evlerin zarif kıvrımlarını göreceksin. Cunda&#8217;daki turistik balıkçılar ve uydurma Ayvalık tostu, sadece yüzeysel ve uyduruk bir gezi rotasıdır; anlayacaksın!</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/2473/dsc049984lh.jpg" border="0" height="299" width="442" /><br />
önde zetin ağaçları.. arkasındaaa yaar! yada tam tersi!</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/271/dsc050001tw.jpg" border="0" height="300" width="443" /><br />
Modern olamamış Folk üçlüsü! Ayvalık&#8217;a varır varmaz bizi yerel Bando ile karşıladılar.<br />
<span id="more-28"></span></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/508/dsc050029ml.jpg" border="0" height="322" width="450" /><br />
Kaldığımız Pansiyonun terasından Ayvalık görüntüsü Sol cenapta Kiliseden bozma ünlü SAATLİ CAMİ</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/2773/dsc050097pa.jpg" border="0" height="267" width="446" /><br />
Jonathan Livingston&#8217;u biliyorsanız, martıları da seversiniz.</p>
<p><img src="http://img210.imageshack.us/img210/6923/dsc050130rp.jpg" border="0" /><br />
Tabii herkes bizim gibi Turist! değil.. insanlar işinde gücünde ekmek parası için savaşıyorlar. işte balıkçılar, balıkçılarımız&#8230;</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/1746/dsc050161uy.jpg" border="0" /><br />
Ayvalık&#8217;ın iç mahalleleri bu Dünyadan koparılıp zamansız bırakılmış gibi her şey sıcak, sade, eski ve samimi&#8230; granit binalar yok! çiçekler hala vita kutularda</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/1352/dsc050173hr.jpg" border="0" /><br />
Rum evleri tarihi dokuyu güçlendiriyor. evlerin dışında tadilat yapmak yasak. şehir korunuyor, güzelleştiriliyor.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/5554/dsc050203wn.jpg" border="0" /><br />
incelikler yüzünden&#8230;..</p>
<p>Zeytinyağı ile pişen her yemek ve ızgara balık, Ayvalık&#8217;ın mönüsünü oluşturuyor. Şehir Kulübü&#8217;nün mezeleri son derece lezzetli, fiyatları da uygun. Benim favorim, hemen belediyenin arkasındaki Çorbacı Mehmet Usta. Kabak çiçeği dolmasının tadına diyecek yok. Bir de tabii tatlı olarak Yeni Güler Pastanesi&#8217;nin malları. Baklavası bile zeytinyağlı yapılıyor. Üzüm suyu ile tatlandırılmış, sakızlı ve tabii ki yine zeytinyağlı kurabiyelerinin tadını anlatabilmem olanaksız&#8230;<br />
Cunda veya yeni adıyla Alibey, Ayvalık&#8217;a ince bir köprüyle bağlanmış. Ayvalık&#8217;tan yürüyerek gidilebiliyor.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/7536/dsc050338fu.jpg" border="0" /><br />
Fotoğraf aşkına düştük yollara&#8230;</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/2149/dsc050363ov.jpg" border="0" /></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/7230/dsc050388ay.jpg" border="0" /></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/8176/dsc050390ao.jpg" border="0" /></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/2711/dsc050424oe.jpg" border="0" /></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/6401/dsc050537xj.jpg" border="0" /><br />
Yine kaldığımız güzel TAKSİYARHİS pansiyonunun terası</p>
<p>&#8220;Şeytan Sofrası,harikulade bir tepedir.Deniz,koylar,adalar ve çamlıklar ayaklarınızın altında kalır.Oraya çıkıp doğayı,güneşin batışını seyrederken,iki zıt duygunun etkisi altında kalırsınız:Doğaüstü sanırsınız kendinizi ya da hiç! Cumhuriyet Alanı&#8217;ndan kalkan dolmuşlarla gidebilirsiniz,kendi otomobiliniz yoksa tabii&#8230;Varsa, Çamlık&#8217;tan sonra Sarmısak yönünde yola devam ediniz,sağ tarafta bir kilometre sonra karşınıza çıkacak bir levha yol gösterecektir size.Çam ormanı içinden geçen dar ama asfalt bir yol, tepeye kadar varır.<br />
Şeytan sofrası,yuvarlak bir sofra gibidir.Çepeçevre sarp kayalıkların üstündedir.Oradaki gazinoyu,doğayı seyretmekte olan insanları bir an için unutun,görmezlikten gelin&#8230;Şeytanların bu sofra etrafında gerçekten oturmuş,toplantı yaptıklarını sanacaksınız<br />
&#8230; Tımarhane Adası&#8217;nı da buradan bir güzel seyredebilirsiniz.<br />
Tımarhane Adası&#8217;nı seyrederken altta,sol altta bir koy göreceksiniz&#8230;Bu koya dikkatle baktığınızda dalgacıkların üstünden aşıp geçtikleri bir göçük,bir kayalık dikkatinizi çekecektir&#8230;Bu,70-80 yıl öncesine kadar üzerinde çok küçük bir kilise bulunan, bir&#8221;adacıktı&#8221;!Bazı balıkçıların aileleriyle birlikte yazı geçirdikleri bir küçük ada&#8230;Yunan fanatik şairi ve kilise ressamı Fonti Kondoğlu&#8217;nun da eskiden yazları uğrak yaptığı adacık&#8230;Yüzyılımızda fanatizm göçüyor,bir fanatiğin hayranı olduğu adacık göçüyor&#8230;garip bir raslantı!&#8221;</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/7577/dsc051105bj.jpg" border="0" /><br />
Ayvalık’ı, körfezin güzel koylarını ve göz alabildiğine uzanan zeytinliklerini kuşbakışı seyretmek için Şeytan Sofrası’na çıkmalı. Sarmısaklı yolunda Şeytan sofrası tabelasından sağa dündüğünüzde masalar, tuvalet, telefon ve su gibi hizmetleri bulabileceğiniz Çamlık Orman Kampı’na, devam edip yokuş yukarı kıvrılan yolu izlediğinizde Şeytan Sofrası’na ulaşacaksınız. Cumhuriyet Alanı’ndan kalkan dolmuşlarla da gidebilirsiniz. Tepe aslında eski bir lav birikintisidir. Yuvarlak bir sofraya benzer. Bir lokanta da bulunan tepede manzara nefis, özellikle günbatımında fotoğraf için çok uygun. Demir bir kafes içinde de şeytana ait olduğu söylenen kocaman bir ayak izi var. Ayak izinin büyüklüğüne ve ayakkabı fiyatlarına bakarsanız &#8220;şeytanın pabucu&#8221; epeyce pahalı olmalı. Demir kafese çaput bağlayanlar ve para atanlar da oluyor. Şeytan Sofrası’nın yanıbaşındaki tepeye Tavşan Kulakları deniyor. Beş metre kadar, tavşan kulağına benzeyen iki kaya sanki yapaymış gibi görünüyor.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/7416/dsc051146ng.jpg" border="0" /></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img210.imageshack.us/img210/2281/dsc051338yj.jpg" border="0" /><br />
Yemek tediğimiz restoranda danseden ve şarkı söyleyen çok sevmili ve muhabbetli bir RUM amca&#8230; restoranda yemek yiyen &#8211; çalışan ne kadar kişi varsa elini sıkarak ayrıldı aramızdan&#8230;</p>
<p>1. Dünya Savaşı’ndan önce Ayvalık ağırlıklı olarak Rumların yaşadığı yerdi, Türkler azdı. Rumlarla Türkler arasında da bir sorun yoktu. Ayvalık zengin, verimli toprakları ve balıkla dolu denizi ile herkese yetiyordu. Anadolu’nun işgali başlayıp da 28/29 Mayıs 1919 gecesi Yunan askerleri Cunda adasına çıkıncaya kadar böyle sürdü. Tam 39 ay 16 gün işgal altında yaşadı Ayvalık. İstiklal Savaşı kazanılınca da sular durulmadı. Tarih boyunca kardeşçe yaşayan insanların arasına kama sokulmuştu bir kere. Konu komşu birbirine düşman edilmişti. Barış içinde, kardeşçe yaşama ortamı yitince kaç kuşaktır buralarda yaşamış Rumlar’dan çoğu Yunan adalarına gittiler. Girit’ten, Midilli’den ve Makedonya’dan Türkler gelip yerleştiler. Lozan anlaşmasından sonraki &#8220;Mübadele&#8221; Ayvalık’a işte böyle yansıdı. Ayvalık’tan Yunanistan’a göçenler eski yurtlarını unutamıyorlar. Atina’da Ayvalık Yıldızı diye bir gazete çıkarıyorlar ve Ayvalıklılar Birliği’ni kurmuşlar. Arada bir yaşlılar dünya gözüyle eski memleketlerini görmeye gidip nemli gözlerle sokaklarda dolaşıyorlar. Gitmeyip kalanlar bildikleri gibi yaşayıp gidiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=28</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Video Günlerimiz&#8230;</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=27</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=27#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 22:32:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mazi kalbimde bir yaradır...]]></category>
		<category><![CDATA[Seyrettiklerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[Video denen çılgın aletle memleket sıkıyönetim günlerinde tanışmıştı. Erken 80’lerde Tek kanallı ve sıkıcı Devlet Televizyonunun yayınladığı naftalin kokulu filmlerden ve dizilerden gına gelmiş halk da doğal olarak bu inanılmaz eğlence vaadine kanıp neredeyse 3-4 maaş toplamına sahip olunabilen Video cihazlarını TV’lerinin altına ve yine üstünde dantel olması şartı ile yerleştirivermişti bile. Bu kadar pahalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="entrybody"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">Video denen çılgın aletle memleket sıkıyönetim günlerinde tanışmıştı. Erken 80’lerde Tek kanallı ve sıkıcı Devlet</span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"> Televizyonunun</span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"> yayınladığı naftalin kokulu filmlerden ve dizilerden gına gelmiş halk da doğal olarak bu inanılmaz eğlence vaadine kanıp neredeyse 3-4 maaş toplamına sahip olunabilen Video cihazlarını TV’lerinin altına ve yine üstünde dantel olması şartı ile yerleştirivermişti bile. Bu kadar pahalı olmasına rağmen bu kadar </span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">çok kişi tarafından alınmasının en önemli sebebi de, ilan edilmemesine rağmen neredeyse Demirperde ülkelerinden bile daha despot bir anlayışla yönetilen me<span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif">mlekette, sıkıyönetimin de etkisi sebebiyle eğlence namına hiçbir şey kalmamış olmasıydı. O zamanlar Video dediğimiz teknoloji harikası! Cihazlar inanılmaz bir statü sembolü idi. Tıpkı Televizyonların ilk görüldüğü zamanlardaki gibi Video’su olan ailelerin itibarı artıyor, misafirleri eksik olmuyor, dolayısiyle havalarından da geçilmiyordu. Video’su olanlar kendi arasında ikiye ayrılmıştı; kaydedicili videosu olanlar ve player </span>sahibi olanlar.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"> Hepsinin değilse de bir kısmının birde yardımcı cihazı oluyordu;</span> <span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif">Betamax yada VHS kas</span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font><font size="2"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif">etleri geri sarmak için kullanılan garip alet! video da geri sarmayın video bozulur derlerdi. Video kaset kiralayan yerlerde bunlardan 3-4 tane olurdu. kaseti teslim edince hemen geri sararlardı. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif"></span></span></font><font style="color: #666666" size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><o:p> </o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><img src="http://img251.imageshack.us/img251/2885/mnmnbt8.jpg" align="middle" height="311" width="489" /><br />
</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">Betamax, 80’lerde Walkman ile inanılmaz satış rakamları yakalayarak şımarmış Sony için tam bir hezimet olmuştu ama anlaşılan oki İntikam soğuk yenen bir yemekmiş: neredeyse 30 yıl sonra Sony bu defa Blue Ray’i yeni video standardı yapmak için uğraşıyor.<o:p></o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><o:p> </o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">Tekrar Dönemin Toplumsal Video manyaklığı hezeyanlarına dönecek olursak; Videolar evlere girdikce her sokakta klüpler açılıyor neredeyse Bakkallar bile film kiralar duruma geliyordu. Sıkıyönetim yüzünden zaten iyice dara düşen Sinema salonu işletmecileri endişeyle yeni gelen bu büyük dalgayı izliyorlardı. Telifin, melifin olmadığı, bandrolün henüz hecelenemediği ilk zamanlarda, potansiyeli farketmiş uyanık bazı Klüp sahipleri korkunç karlar elde ettiler. Alınan bir filmden onlarca kopya çıkarılmasına rağmen yine de bazı filmler için günler öncesinden sıraya girmek gerekiyordu. <img src="http://img242.imageshack.us/img242/5844/nextsl9.jpg" align="left" height="234" width="312" />Sinemalarda dahi en yenisi 3-5 yıllık filmler gösterildiği bir dönemde insanların önüne seyretmedikleri ve hepsi de yeni! Yüzlerce film yığılmıştı ve evinden dışarı çıkmaktan imtina eden <span> </span>halk kıtlıktan çıkarcasına film seyrediyordu. Ev kadınlarının, gençlerin yada biraz geçkince eş bekleyen ablaların en büyük meşgalesi gün boyunca klüpleri gezip 5-6 film kiralama ve bolca kuruyemiş eşliğinde öğle vaktinden şafak sökene kadar bu filmleri izlemek olmuştu. Gençliğinde utana sıkıla “2 film birden” sinemalarına gitmiş Aile babaları ise artık sinemalarda dahi asla göremeyecekleri sert porno filmleri çaylarını içe içe izleme lüksüne kavuşmuşlardı. Ama bu kasetlerin mutlaka iyi bir yerde saklanması gerekirdi ki, sivilceli ergenlerle babalarının CIA hesaplaşmalarını aratmayacak saklama ve bulma ilişkileri de bu döneme rastlar. Babasının betamax pornosunu seyrederken elektrik kesilince ne yapacağını bilemeyen ve kaseti çıkarıp yerine koymanın yollarını<span>  </span>ararken terleyen Mcgyver’vari bir gençlik oluşmuştu… Bülent Ersoy gibi dönemin yasaklı sanatcıları ve TRT’nin yüz vermediği Arabeskcilerin filmleri video klüpleri sayesinde kendine büyük bir Pazar bulmuştu öyleki; Arabesk filmleri, 16 mm berbat kameralarla, ışıksız, setsiz ve sıfır bütceyle sadece video piyasası için çekilmeye başlamıştı. Bu sayede daha bir hafta önce kasedi çıkmış cırtlak sesli bir Küçük Emrah klonunun bir ay sonra 3-4 filmini birden videocunuzdan kiralayabiliyordunuz. Video kaset kiraları şimdilerde bulunan zavallı format VCD klüplerinin kiralama ücretlerinden çok daha yüksekti ama halk sesini çıkarmadan çılgınca film kiralamaya devam ediyordu. Tabi bu arada kaçınılmaz sonda giderek yaklaşıyordu ama kiralayanın da, seyredenin de henüz keyfi yerindeydi ve özellikle Video klüpleri bazında kimse yaklaşan tehlikeyi sezememişti.<o:p></o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><o:p> </o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><img src="http://www.royaldigitalstudio.com/images/vhs-dvd.jpg" align="left" height="162" width="150" />Video işi 80’lerin ortalarında özellikle klüpler bazında zorlaşmaya başladı. özellikle Uluslar arası<span>  </span>dağıtımcılar ve Warner Bros, Universal, Columbia-Tristar ve 80’lerin en nevi şahsına münhasır yapım şirketi olan Cannon gibi film şirketleri, filmlerinin hiçbir telif ödenmeden alınıp çoğaltılarak sunulmasından iyice rahatsız olmaya başlamıştı. Ayrıca bu kocaman pasta onları da iştahlandırıyordu ve Özal hükümetine hızlı bir baskı uygulayarak klüplerin ve dağıtımdaki filmlerin kendi kontrollerine geçmesini sağladılar bu bir anlamda iyi oldu çünkü yasal bir zemini olmaması sebebiyle sermayesiz bir iş olarak kabul edilen Video klüpleri o kadar çoğalmıştı ve kiraladıkları filmlerin kalitesi öylesine düşmüştü ki varolan izleyicinin kaybedilmesi zaten an meselesi idi. Örnek vermek gerekirse, çocukluğumu geçirdiğim,<span>  </span>30.000 Nufuslu bir şehir olan Gölcük’de tam 123 adet video kiralayıcı mevcuttu! dönemin hükümeti çoluk çocuk demeden her yaştan müşteriyi kabul eden ve alenen porno oynatan Video kahveleri yüzünden giderek hızlanan bazı adımlar atmaya başladı ve bu tüm sektör için bir budama faailiyetine dönüştü. Zayıflar birer birer elendi,<span>  </span>yasal dağıtımcılardan film temin edebilen daha güçlü klüpler hayatına devam ediyordu ama artan vergi, dağıtım ve dublaj gibi maliyetler sabebiyle kiralama bedelleri aşırı yükselmişti ve artık neredeyse film seyretmekden hem madden hem manen yorulmuş bir alıcı kitle mevcuttu. Gerçi özellikle Warner Bros bu işi çok sıkı tutuyor ve aşırı iyi dublajlarla hazırlanmış çok şık kutuları olan filmleri neredeyse bir fetiş objesine dönüştürerek pazara sunuyordu. <o:p></o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><o:p> <img src="http://img391.imageshack.us/img391/4527/20070830234727iv1.jpg" align="middle" height="311" width="442" /></o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">20. Yüzyılın en orijinal zamanlarından 80’lerin açık ara bayraktarlığını yapacak olan Video furyası ülkemizde biraz ani ve erken bir ölüm yaşadı. Alım gücü sınırlı olan halk, 90’ların başlarında doğan özel TV’lerin aynı filmleri bedava yayınlamaya başlaması ile (özel Televizyonculuğun ilk döneminde, filmler sansürlenmiyor, araya reklam girilmiyor ve erotik filmler gösterilmekden de imtina edilmiyor dolayısiyle şimdilerde olmayan yüksek bir seyir zevki yakalanıyordu.) Video klüplerinden film almayı yavaş yavaş bıraktılar. Zaten klüpler artık sinema sektöründeki dış alımında düzelmesi sebebiyle filmleri çok geç çıkarıyor yada sadece video için çekilen zayıf yapımları sunabiliyorlardı. Televizyon sinemaya yaptığını bu defa Video’ya yapmıştı. Videoların üzerindeki danteller artık<span>  </span>sadece toz alırken kaldırılıyor ve evdeki yeni yetmelerin arkadaşlarıyla toplanırken “<span style="font-style: italic">bi film seyredelim bari</span>” demeleri dışında hatırlanmıyordu. Özel kanallar çoğaldıkca, klüpler kapandı ve 90’ların başından itibaren Video klüpleri Türk halkı için hoş bir anı olarak hatırlanmaya başlandı. Şimdilerde asla o dönemin tadını vermeyen bir DVD ve VCD kiralamacılığı hatta DVD kiralayan otomatlar bile mevcut ama 2000’lerde yaşadığımız onlarcası olmak üzere buda tatsız bir deneyimden öteye geçemiyor.</span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><o:p> </o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">İster istemez aklımıza kitlesel video manyaklığı! Sırasında yaşadığımız; yasaklandığı için el altından kiraladığımız Evil Dead’ler,</span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"> günlerce öncesinden ayırttığımız House serileri, Lucio Fulci usta ile ilk karşılaşmalarımızı yaptığımız Zombie filmleri, Yıllar sonra tamamen palavra </span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><img src="http://www.drinkatwork.com/Betamax.jpg" align="right" height="146" width="177" /></span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">olduğunu anlayıp yıkıldığımız Pankreas şovları, sinema filmiymiş gibi kiralanan Elm sokağı serisi (80’lerde aynı yıl içinde 15 adet elm sokağı filmi izleyen bünyenin şokunu düşünün!) kasedi geç getirip yediğimiz azarlar, misafirliğe gittiğimizde zorla izlettirilen arabesk furyası zavallıkları, Cilalı İbo’nun asla sinemadaki kadar sevimli olamayan maskaralıkları, her yerden fırlayan Godfrey Ho’nun oynadığı ninja filmleri, Filipinli Rambo replikaları, onlarca enfes çizimli kaset kapağı ve bir dolu hoş hatıra geliyor. Keşke diyor insan, o güzel</span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"> zamanların bir yerinde asılıp kalmak mümkün olsaydı….</span></font><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><o:p> </o:p></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666"><font size="2"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"><span style="font-weight: bold">Murat Tolga Şen</span></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #666666">http://midnight.blogcu.com/6194281</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=27</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinemalar</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=26</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=26#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jan 2008 22:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Film sinemada izlenir. Ama bunu bir kez daha düşünün isterseniz&#8230; Fida Film’in basın reklamlarında kullandığı bu cümle sinema sanatı ile ilgili bir yerli atasözü oldu neredeyse… ama ilk duyduğumdan bu yana on yıldan fazla geçti ve özellikle &#8220;ev sineması&#8221; çözümlerinin gelişimine paralel olarak giderek içi boşalmış bir cümle olmaya başladı. Buna Alışveriş merkezi sinemacılığının ultra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><span style="color: #ff6600;"><strong>Film sinemada izlenir.  Ama bunu bir kez daha düşünün isterseniz&#8230;</strong></span></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://img184.imageshack.us/img184/5070/photohallve3.jpg" alt="" width="429" height="240" /></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #c0c0c0"><span style="color: #000000;">Fida Film’in basın reklamlarında kullandığı bu cümle sinema sanatı ile ilgili bir yerli atasözü oldu neredeyse… ama ilk duyduğumdan bu yana on yıldan fazla geçti ve özellikle &#8220;ev sineması&#8221; çözümlerinin gelişimine paralel olarak giderek içi boşalmış bir cümle olmaya başladı. Buna Alışveriş merkezi sinemacılığının ultra ticaret kaygıları da eklenince neredeyse “Film Sinemada biraz zor izlenir.” Şeklinde evrimleşmiş olduğunu iddia etmekte mümkün.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #c0c0c0"><span style="color: #000000;"><img style="width: 160px; height: 245px" src="http://www.jim3dlong.com/3d_movies_jr_eyerman_19521215-wr400.jpeg" alt="" align="right" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #c0c0c0"><span style="color: #000000;">Bu cümleyi 4 kişilik bir arkadaş grubu üzerinden inceleyerek nerede olduğumuzu görelim istedim. Öncelikle özellikle büyük şehirlerde sinemada film izlemeyi zorlaştıran en önemli etken giderek şişen bilet fiyatları. 4 kişilik küçük bir arkadaş grubunun sadece bilet ederi rahatlıkla 50 YTL yi buluyor oysa bu fiyata yeni çıkmış yapımlardan 2-3, promosyon avcısı iseniz de en az 5-10 adet yasal DVD alabilmeniz mümkün. Ayrıca sadece bilet masrafı değil, ulaşım, “Madem dışarıdayız, bir şeyler yiyelim o zaman” ve film izlemekle özdeşleşen ama giderek fahişleşen bir fiyata satılan mısır ve kola ederi gibi gizli masrafları da ekleyince<span> </span>bu 4 kişilik grubun bir film izlemek için geçirdiği rakam sanırım 100 YTL yi rahatlıkla geçecektir. Fakat eşimle birlikte yaklaşık 7-8 arkadaşımızı da davet ederek yaptığımız haftasonu “Sinema Gecelerinde” film + ikramlar dahil 20 YTL yi geçmeyen bir masrafla bunu halledebildiğimizi gördük. ayrıca &#8220;her şey para değilki!&#8221; Diyen arkadaşlara cevap olarakda , hiçbir Salonda evdeki projeksiyon+DVD oynatıcı+Ses sisteminden daha başarılı bir seyir ve duyum zevki yaşayamadık. Bir zamanlar vitrinlerde iç geçirerek baktığımız Projeksiyonların fiyatları 800 YTL’ye kadar geriledi her ay bir kez sinemaya gitmek için yapacağınız masrafla rahatlıkla evinize bu tarz bir sistem kurabilirsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: #c0c0c0"><span style="color: #000000;">Zaten Salonlarda eskisi gibi değil artık! Çocukluğumda ihtişamlarına ve buna rağmen sıcaklıklarına hayran olduğum o kocaman perdeli yüzlerce kişilik salonlar yerine hiç bir zaman ısınamadığım oda gibi, küçücük perdeli tıkış tıkış salonlarda eski Sinemaların hiçbir<span> </span>duygusuna ulaşmak mümkün değil ne yazıkki…Ayrıca gösterimdeki filmler giderek hepsi aynı tornadan çıkmış şablon işlere dönmeye başladı fakat ev sineması gerçek bir seçim imkanı sunmakta; canınız ne zaman isterse, eski Godzilla filmleri, Salonlarımıza hiç uğramamış Animeleri, İspanyol sinemasının kayıp hazinelerini ve onlarca iyi filmi görebilir kendi sinemanızın makinisti olarak film izleme keyfini ticaretten uzaklaştırıp ait olduğu yere koyabilirsiniz. İyi Pazarlar</span> <span style="font-weight: bold"> </span></p>
<p><span style="font-weight: bold"> Murat Tolga Şen</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=26</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gölge</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=25</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=25#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jan 2008 22:20:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oku, Seyret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Çizgiroman ve Sinema meraklılarının mutlaka takip etmesi gerekli sitelerden biri olan Hayal saati&#8217;nin yayınladığı, raf dergilerinden daha dolu ve meraklı yazılarla dolu harika E-Dergi &#8220;GÖLGE&#8221; 4. sayısını dün yayınladı. Bu sayıda bize ait bir yazı da var. &#8220;Türk Korku Sineması Diriliyormu?&#8220;Derginin içeriği ve indirmek için gerekli linki aşağıda bulabilirsiniz. &#8220;Gölge e-Dergi’nin 4. sayısını yayınladık. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><span style="color: #9999ff">Çizgiroman ve Sinema meraklılarının mutlaka takip etmesi gerekli sitelerden biri olan <a href="http://www.hayalsaati.com/"><span style="font-weight: bold">Hayal saati&#8217;</span></a>nin yayınladığı, raf dergilerinden daha dolu ve meraklı yazılarla dolu harika E-Dergi &#8220;GÖLGE&#8221; 4. sayısını dün yayınladı. Bu sayıda bize ait bir yazı da var. &#8220;<span style="font-weight: bold">Türk Korku Sineması Diriliyormu?</span>&#8220;</span><br style="color: #9999ff" /><span style="color: #9999ff">Derginin içeriği ve indirmek için gerekli linki aşağıda bulabilirsiniz.</span></p>
<hr style="width: 100%; height: 2px" />
<p style="font-style: italic">&#8220;<span></span><font style="color: #999999" size="2"><a href="http://www.hayalsaati.com/index.php?option=com_flippingbook&amp;Itemid=69">Gölge e-Dergi’nin 4. sayısını yayınladık. Bu sayımızda geçen ay size “50 sayfayı geçmeyeceğiz” dememize rağmen yine dayanamadık ve bu ay 55 sayfalık bir dergi yaptık. Bu arada çok güzel gelişmeler oldu, aramıza pek çok yeni arkadaşımız katıldı. Hepsinin yazdıklarını-çizdiklerini gelecek sayılarımızda severek okuyacaksınız. Sözü fazla uzatmadan </a><a href="http://www.hayalsaati.com/index.php?option=com_flippingbook&amp;Itemid=69">www.hayalsaati.com</a><a href="http://www.hayalsaati.com/index.php?option=com_flippingbook&amp;Itemid=69"> dan indireceğiniz Gölge e-Dergi’nin 4. sayısının içeriği hakkında bilgi verelim.<br />
</a></font></p>
<p style="text-align: justify; font-style: italic"><img src="http://img293.imageshack.us/img293/4329/golgekcopymg8.jpg" align="left" height="315" width="223" /><font size="2"><span style="font-family: Arial"><span> </span><span style="color: #999999">Bu sayımızın konuk yazarı Metal Fırtına serisi ile edebiyatımıza Politik-kurgu kelimesini yerleştiren kitapları “Çok satanlar” listesinin tepesinden inmeyen Orkun Uçar. Yazısının başlığı ise “Anlatım Denen Tek Dişi Kalmış Canavar” </span></span></font><a href="http://rapidshare.com/files/79721058/golge4.pdf">Bu ay iki dosya konumuz var. Erdem Türköz tarafından hazırlanan “Lucky Luke Çizgi Film Uyarlamaları”. Red Kit’in 25 Ocakta sinemalarda olacak animasyonu “Batıya Hücum” dan önce Redkitin Kağıt ve beyaz perde üzerindeki serüvenini mutlaka okumanızı öneririz. </a><font size="2"><span style="font-family: Arial"><span></span>Ve gelecek ay sinemalarda gösterime girecek “Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi” filminden önce Tim Burton filmleri üzerine Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanan “Hollywood’un Gotik ve Aykırı Adamı :Tim Burton” dosyasını da beğeni ile okuyacağınızı umarız. </span></font><font size="2"><span style="font-family: Arial"><span></span>Bu sayıda Cem Vural tarafından yazılıp çizilen TORA ve Caner Özdurak’ın yazıp çizdiği Karıncayiyen çizgi romanlarının ikinci bölümlerini de okuyabilirsiniz. </span></font><font size="2"><span style="font-family: Arial">Ve çok beğeneceğinizi umduğumuz bir sürpriz daha, Ömer Seyfettin’in Kurumuş Ağaçlar hikayesi arkadaşımız Burak Kara’nın ellerinden çizgi romana dönüştü. Aralık ayında askere giden Burak Kara’ya hayırlı teskereler diliyoruz. </span></font><font size="2"><span style="font-family: Arial"><span></span>Utku Tönel’in “Müşteri Daima Haksızdır” ve Oğuz Özteker’in “Zor Karar” hikayeleri, Eda İhtiyar’ın “Ölümsüz Savaşçı”, <span style="font-weight: bold">Murat Tolga Şen’in “Türk Korku Sineması Diriliyor Mu?</span>” sinema yazılarını, editörümüz <span style="font-weight: bold">Mustafa Emre Özgen’in “Çocuk Filmiymiş O</span>” ve <span style="font-weight: bold">Sıtkı Sıyrıl’ın “Neden Kızlar Çizgi-Roman Okumaz?</span>” denemelerini, <span style="font-weight: bold">Onur Küçük’ün “Berserk</span>” manga incelemesini beğenerek okuyacağınızı umuyoruz. </span></font></p>
<p style="text-align: justify; font-style: italic"><font size="2"><span style="font-family: Arial"></span></font><font size="2"><span style="font-family: Arial"><span></span>30 Gün Gece filmini geçen ay izlemiştik. Bu ay yayınlanacak olan grafik romanı öncesi kitabın çevirmeni <span style="font-weight: bold">Hakan Buhurcu’nun “Karanlık, Kar ve Bolca Kan</span>” yazısını mutlaka okumalısınız. <span></span>Ve bu sayının sürprizini sona sakladık. Kanada’da yaşayan Türk çizer Omar Dogan ile Gölge okurları için çok özel bir röportaj yaptık. Severek oynanan “Street Fighter” oyununda ve sevilerek okunan Street Fighter çizgi romanlarında bir Türk çizerin imzasının olduğunu bilmiyorsanız. Artık öğrendiniz. Utku Tönel’in çevirisi ile Gölge e-Dergi özel röportajını mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz. </span>Bu sayının kapağı Şükrü Bağcı&#8217;dan. Bundan sonra eli kılıçlı bayanı sık sık dergimizin kapağında göreceksiniz. </font></p>
<p style="text-align: justify; font-style: italic"><font size="2"><a href="http://rapidshare.com/files/79721058/golge4.pdf"><font style="font-weight: bold" size="3">Dergiyi pdf olarak indirmek isteyenler için linkimiz burada.</font> </a> İyi okumalar&#8230;&#8221;</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=25</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hollanda&#8217;ya gitmek istermisiniz?</title>
		<link>http://www.damdakiler.com/blog/?p=24</link>
		<comments>http://www.damdakiler.com/blog/?p=24#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 05:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.damdakiler.com/blog/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[kim istemezki&#8230;Amsterdam sokaklarını bisikletlerle turlamak,Avrupanın en özgür yaşam alanlarından birinde serbest ve sarhoş olmak yada kanalları gezerken bir yandan da muhteşem mimarinin fotoğraflarını çekmek, her sokak başında rastlayabileceğiniz, ressam, müzisyen yada tiyatro sanatcılarının performanslarını izlemek her bünyeye keyif ve enerji verir. Tabi gidene kadar bu keyfi yaşayacak hevesiniz ve paranız kalmışsa!Çileniz daha ilk durakta yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kim istemezki&#8230;Amsterdam sokaklarını bisikletlerle turlamak,Avrupanın en özgür yaşam alanlarından birinde serbest ve sarhoş olmak yada kanalları gezerken bir yandan da muhteşem mimarinin fotoğraflarını çekmek, her sokak başında rastlayabileceğiniz, ressam, müzisyen yada tiyatro sanatcılarının performanslarını izlemek her bünyeye keyif ve enerji verir.</p>
<p class="imajorta">
<p style="text-align: center"><img src="http://www.hafif.org/imaj/murattolga/amsterdam2.jpg" alt="\" border="0" /></p>
<p>Tabi gidene kadar bu keyfi yaşayacak hevesiniz ve paranız kalmışsa!Çileniz daha ilk durakta yani pasaport şubesinde başlar : İlk gün gider gerekli evraklarınızı verirsiniz. burada bir parantez açmak istiyorum. TC kimlik no ada vatandaşlık no nedir ve ne işe yarar? bu numarayı girince yedi göbek sülalemizin bilgisine ulaşılır sanıyordum ama şimdiye kadar istenen tüm bilgilerin yanına ayrıyeten yazılması dışında bir numarasına rastlamadım. Neyse&#8230; sizden pasaport bedeli 75 YTL, ayrıca bir yıllık pasaport içinde tam 136.5 YTL istenir (buçuk neden?) ayrıca bu parayı orada bir yere değil gidip Ziraat Bankasına yatırmak ve dekontu getirmek zorundasınız. bunu bilmeyen başvuru sahiplerinin çoğu, hemen ve telaşla Banka şubelerine yollanır. bir kısmı ise buçuk kısmını yatırmadığı için tekrardan geri döner.</p>
<p>Peki paraları ve evrakları hallettiniz ve cebinizden şimdilik 211.5 YTL çıktı ve sadece bir yıl geçerli pasaportunuzu aldınız&#8230; Hayır! alamadınız tabiki, burası Türkiye ve öyle anında görüntü yok lutfen yarın 16:30&#8242;da tekrardan buraya&#8230; kaç km ötede oturduğunuzun yada işinizden gücünüzden fırasat bulup bulamayacağınızın hiç bir önemi yok! eğer bu pasaportu istiyorsan, geleceksin!</p>
<p class="imajorta">
<p style="text-align: center"><img src="http://www.hafif.org/imaj/murattolga/pasaport.jpg" alt="\" border="0" /></p>
<p>yaptığınız yol masraflarını da ekledikten sonra neredeyse 250 YTL tutan ve 180 gün sonra bir halta yaramayacak (Schengen ülkeleri gideceğiniz tarihten itibaren en az 6 aylık süresi olan pasaport isterler yani bitmesine 5 ay kala hiçbir yere kımıldayamazsınız!) pasaportunuza, nihayet kavuştunuz. şimdi sıra asıl sınav olan vizeyi almakta&#8230;.</p>
<p class="imajorta">
<p style="text-align: center"><img src="http://www.hafif.org/imaj/murattolga/amerika-gocmenlik.jpg" alt="\" border="0" /></p>
<p>Hollanda başkonsolosluğu, yığılmaları ve beklemeleri önlemek amacıyla vize yi randevu sistemi ile vermekte ve bu işi IKS adında bir kuruma devretmiş, bu randevu içinse öncelikle İş bankasından 18 YTL verip bir pin numarası almanız gerekiyor, akabinde verilen telefonu arayarak gerekli belgeleri öğreniyor ve vize için genellikle bir hafta sonrasına bir randevu alıyorsunuz. gerekli belgeler derken öyle az buz bir şey sanmayın&#8230; emin olun CIA&#8217;ye katılacak olsanız hakkınızda bu kadar takibat evrakı getirmenize gerek olmaz! tapular,banka cüzdanları,telefon, elektrik faturaları,davet eden kişinin sayfalarca bilgisi veeee yeni bir masraf olan özel sağlık sigortası (3 aylık 85 YTL) çaresizce ve battı U.S Nimitz, yan gider style bu belgeleri toparlar bu masrafları da yapar ve konsolosluğun kapısına dikilirsiniz. orada da bir 103 YTLcik Vize harcı sizi beklemektedir. yani 18+85+103 : 206 YTL&#8230; yol masrafınızı da eklerseniz yine 250 YTL yi bulursunuz netekim&#8230;artık, kendi ülkenizin ve gitmek istediğiniz ülkenin makamları tarafından iyice hırpalanmış ve 500 YTL masraf yapmış bir 3. Dünya ülkesi zavallısı olarak vize görevlisinin karşısındasınız ve bir kulağınızın öbüründen hafif eğri olması bile kaderinizi etkileyebilir! Eğer vizeyi alırsanız da çok sevinmeyin! çünkü devletiniz sizin çok zengin olduğunuzu biliyor ve havaalanında da sizden parça koparacak!</p>
<p>Uçak biletinizi de aldıktan sonra 3 aşağı beş yukarı 1000 YTL para harcadınız ve bu sadece transportasyon bedeli! uzun lafın kısası eğer çok paranız yoksa, Şimdilerde memlekette iyice daralan özgür havayı solumak için yurtdışına gitmeye çok heveslenmeyin. Bu işin sonunda özgür hisstmekten ziyade, hamaböceği gibi hissetmeye başlayacaksınız benden söylemesi&#8230;.</p>
<p>tecrübeyle sabittir efendim&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.damdakiler.com/blog/?feed=rss2&amp;p=24</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Dynamic Page Served (once) in 0.901 seconds -->
