Çocukluğumun Sineması

Yazan: admin | 23 September 2007
Kategoriler: Mazimiz

“Kayıkcının Küreği” polemiğiyle vesilesiyle çocukluğumun Sinemalarına ait pek çok anı gözümde canlandı. dilim döndüğünce paylaşmaya çalışacağım…

72 doğumluyum ve çocukluğum Samsun’da geçti. Samsun Büyük Cami’nin karşısında (altında Gima mağazası olan) ZAFER sineması vardır. Mutlaka hatırlayanlar çıkacaktır. Bu sinemanın hissedarı ve müdürü benim eniştem İsmet Kurt’du. Zafer, Samsun’un en büyük sineması olan Mecidiye Caddesindeki Konak sineması ile birlikte düzgün filmler göstermeye çalışan bir sinemaydı. O dönem Samsunda Erotik filmleri, Sümer, Yıldız ve Fuar sinemaları gösteriyordu. 70′lerin özellikle 2. yarısı sinema salonları açısından pek parlak zamanlar değildi. Televizyon gerçektende sinemanın işlerini çok düşürmüştü. Kimse, bedava tv izlemek varken, sinemaya gelmiyordu. Kocaman Salon (o zamanlar salonlar balkonlu ve kocamandı şimdiki gibi cep sinemaları yoktu) bomboş kalıyordu, gelen 3-5 kişinin bilet parası salonun sobasına giden odun, kömüre bile yetişmiyordu.zamanla, gayet iyi durumda ki eniştemler, borca battılar, borçlar yüzünden kimse film vermez oldu. zaten film veren yapımcılarda battı gitti. gişecinin, teşrifatcının,makinistin parası ödenemez hale geldi. Zafer son dönemlerinde mecburiyetten Erotik bazı filmler gösterdi. Hatta herşeyi düzelteceği umulan bir tadilatın ardından Aydemir Akbaşlı bir filmle (Fenerleri falanda yapılmıştı) yeniden merhaba dedi ve bir süre için Eniştemlerin işleri düzeldi ceplerine tekrar para girdi. (Aydemir Akbaş’ı o sebeple ailecek çok severiz:) ) fakat sonraları, sıkıyönetim zamanı işler iyice düştü ve “Dünyayı Kurtaran Adam” sinemaları kurtaramadığı için bir süre sonra kapandı ve işhanı oldu.

O dönemde erotik gösteren, Sümer ve Yıldız dolup taşarken Zafer bomboştu. Öyle ki biz teyze kızlarımla fuayeyi ele geçirmiş orda bisiklete falan biniyorduk! Korkut abi vardı Gişede, büfede dururdu… Karısı parasızlıktan, çocuğunu alıp Amasya ya gitmişti. Adamcağız büfede ağlayıp bizi görünce gözlerini siliyor elimize birer Atom (Samsunda Kocaman bezeler yapılır. Atom derler) birer de Gazoz verip yolluyor, kendi haline dönüyordu. Sinema personelinin sinema da yada eniştemlerde yatıp kalktığını, Afişleri Teyzemlerin astığı zamanları bilirim.

Zafer’in soylu direnişi bir işe yaramadı ne yazıkki… Diğerleri de haklı olarak yani aç kalmamak için bu filmleri gösterdiler. Cinselliğe aç halk da bilet alıp izledi. Salonlar tarafında yaşanmış bu trajedinin benzerleri oyuncular ve yapımcılar tarafında belki de daha fazla yaşandı. Eğer o erotikler olmasaydı. Türk Sinema sektörünün televizyon ve yabancı süper yapımların baskısına dayanamayarak çökeceği gün gibi aşikar.
Şimdi birileri tarafından tukaka edilen Türk erotikleri sektör açısından kesinlikle can simidi vazifesi görmüşlerdir bu yadsınamaz bir gerçek bence…

Aynı baskı 80′lerde de Video klüpleri sebebiyle bir kez daha yaşandı. Yeni erotik film çekilmemesine (Yassah hemşerim!) rağmen 70′lerden kalan her tarafı çiziklerle dolu kopyaları gösteren sinema salonları ayakta kaldı. Fakat yüzlerce ciddi film gösteren salon battı. (birazda bizim kadın sorunlarına takıntısı olan az diyaloglu kasvetli filmlerimiz yüzünden) Hepsi Lokanta, işhanı oldu. Durum o kadar vahimdi ki 80′lerin sonunda büyük şehirler dışında sinema salonu kalmamıştı neredeyse… Örnek vermek gerekirse; koskoca İzmit’te tek salon kalmıştı! Erotik filmler gösteren Murat Sineması!

Samsun Zafer sinemasından bahsetmişken eniştemden defalarca dinlediğim bir anıyı, internette yayınlanan bir Nejat Uygur söyleşisinden aktarmak isterim


HÜLYA OKUR- ikiz çocuklarınız Süheyl ve Süha Uygur’un doğumu,“Samsun Zafer Sineması’nda oyuna çıkmanızın 10ncu dakikasında, hamile olan eşinizin sancısının tutması ve sizin seyirci anlamasın diye oyunun bir parçasıymış gibi eşinizi ‘hanımefendi sizin yemeğiniz hazır dışarıda’ diyerek dışarıya çıkartmanızla başladı sanırım…

NEJAT UYGUR- Eşimin sancısı tutunca sahnede, hizmetçiyi oynuyordu. Su getir bana dedim ve çıktı. Doğum evine götürün hemen dedim. Doğum evi de 30-35 metre. Biz oyuna devam ettik, yarım saat, bir saat kadar. Birinci bölümün sonuna doğru sinema müdür geldi: “Nejat abi bir şişe rakı alacağım, bir oğlun oldu” dedi. Döndüm seyirciye söyledim. Böyle böyle bir olaydı, sizden habersiz biz görevimizi yaptık, bir oğlum oldu”dedim. Alkışladılar seyirciler. Biz devam ettik. Oyun bitimine doğru müdür geldi, “biliyorum” dedim, bir oğlum oldu.” Hayır hayır bir tane daha oldu.” İşte o zaman sinemanın tavanı benim üstüme yıkıldı böyle.

sevgiyle kalın… Murat Tolga Şen

Yorumlar

Yorum yazın:

İsminiz *

Emailiniz *

Websiteniz