Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

9568 Mesaj 356 Konu- Gönderen: 31 Üye - Son üye: cenk
Damdakiler WebSon Mesajlar
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : Temmuz 08, 2010, 06:16:48 ÖS 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: mustafa
Trabzon Devlet Tiyatrosu bu yıl son derece ilginç bir oyun sahneledi : Televizyon Cumhuriyeti.



Söz konusu oyun, hayali bir ülkede medyanın insanlar üzerindeki etkisini ve toplumun Televizyon bağımlılığında ne duruma geldiğini mizahi ve eleştirel bir dille anlatıyor, epizotlardan oluşan oyun, müziklerle birbirine bağlanıyor.



Yılbaşı gecesinde devlet televizyonuna "kültüre ve adaba uygun olması konusunda oldukça hassas !" davranılarak bir dansöz çıkartılmaya karar verilmesiyle başlayan oyun, iyiden iyiye televizyon bağımlısı olmuş bir ailenin, evde çiçek diye bilmeden uyuşturucu bitki yetiştiren annesi  nedeniyle eve yapılan baskınla sonlanıyor.



Oyunun kader çizgisi de oldukça ilginç. Erzurum Devlet Tiyatrosunun oynayacağı bildirilen ve repertuarında bulunan oyun, Trabzon Devlet Tiyatrosunda bir oyunda rolo alan oyuncunun, sahnede kalp krizi geçirip vefat etmesi sonucu, ilgili oyunun sahneden kaldırılmasıyla oynanma sürecine girme şansı bulmuş.

Oyuncusu sahnede vefat eden diğer oyunu haklı olarak bir süre sahnelemek istemeyen ekip, akabinde yeni oyun arayışına girdiğinde Erzurum Devlet Tiyatrosu'ndan "bu oyunu oynayacaktık ama imkanlarımız elvermiyor, bir göz atın" önerisiyle keşfeder Televizyon Cumhuriyeti'ni.

Oyun, 60. yıl oyunları arasındadır, 60. yıl genel afişine de adı yazılmıştır ancak, sezon açılalı aylar olmasına karşın sahnelenmemiştir. Şubat ayına gelindiğinde, Trabzon Devlet Tiyatrosu oyunun provalarına başlar ve oyun Mart ayında sahnelenmeye başlar.



Salonu her seansta %100 oranında dolduran oyun, sezonun sona ermesiyle birlikte köşesine çekilir.

Bu yazıyı neden yazdığıma gelince, tam anlamıyla toplumumuzun şu anda içine düşürüldüğü Televizyon çıkmazının görülmesi açısından bu oyunun gelecek sezonlarda da izlenebilmesini umut ettiğimden. İzleyenlere bir miktar politik gelse de, oyun asla böyle bir art niyetle oluşturulmayıp, tam tersine son derece yalın ve tamamen toplum odaklı bir anlatım tercih edilmiş.

Bu oyunun, sadece Trabzon değil, batıdaki büyük şehirlerde de seyirciyle buluşması gerekiyor, çünkü en büyük uyuşmuş beyinler, televizyonla yatıp televizyonla kalkan, televizyon dizilerine göre misafir kabul eden aileler asıl batıdaki şehirlerde yaşıyor !



 2 
 : Mayıs 01, 2010, 04:03:42 ÖS 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: mustafa
E tamam okudum da yazdım zaten. Ancak, ben kendimden örnek verince, sen yanlış anladığımı zannederek yanlış anladın beni.

Ben oraya "bütün bölgeleri izlemediğimi" yazdım zaten ve izlediklerim hakkında yorum yazmıştım. Sen içinde olduğun için, tüm bölgeleri biliyosundur diye şakasına dedim hangi oyunlarmış onlar diye.

Yoksa bana ne, bu sene benim bir oyunum oynanıyor olsaydı, o zaman o lafına taraf olacağından illa ki isterdim o 5 oyunun ismini. Ya da "hangileri iyiymiş say bakem isimlerini" derdim. Maksat takılmak olsun, yani uzun lafın kısası, maksadım seni kıpraştırmaktı sadece, bunu da başardım. Tebrikler, iyi zıplıyorsun 

 3 
 : Nisan 30, 2010, 03:12:35 ÖS 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: eda
mıstafaaaaaaaaaa bende zaten tüm türkiyedeki oyunlardan 5 filan çıkar didim okusana tamamını dondurmam kaymak.... onuda memet ağbi yonetmişti sanırım

 4 
 : Nisan 26, 2010, 06:14:06 ÖS 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: mustafa
....ve tum türkiyedeki tüüm bölgelere bakıyorum seyredilicek kapasitede en fazla 5 oyun çıkar onlarda eski sezonlardan kalma kurtarıcı oyunlar.

Say ulennnn isimlerini, kimmiş o  oyunlar !    Dicem, geberticek beni  biliyorum 

Ben Ankara'da Islıkçı, Anam Bacım Avradım (ismi kadar, hatta isminden daha B.KTAN ! bir oyun), Genç Osman, Don Giovanni ve Uşağı Pulcinella oyunlarını, Kocaeli'nde Ay Işığında Şamata, İkinin Biri oyunlarını izledim. Bu hafta da "O güzelim kaymaklı dondurma rengi elbise" oyununu izlemeye gideceğiz.

Söyleyeceğim şu ki, Belediye Tiyatrosu olmasına rağmen, Kocaeli Büyükşehir Tiyatrosu, Ankara DT'den daha kaliteli oyunlarla izleyici karşısına çıkıyor her sezon.
Diğer bölgeleri izlemedim ancak, Ankara DT oyunlarında pek iş yoktu bu yıl.

 5 
 : Nisan 23, 2010, 02:17:50 ÖS 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: eda
cnm mustafacım ben yazdıklarına karşı çıkmadım sadece bu gerçekler acı verıyor ınsana ama dışarda dahada kotu gıttığı için herşey (özellerde)dt nin yıpratılmaması gereken kurum olduğunu düşünüyrm ama bunu yapan yazan ve tek fark eden sen dıılsin tabii meğer ben uzakmışım kurumumdaki gerçeklere çoktan bitmiş kurum aslında fakat benım gibi bu işi hala masumıyetle seyirciye sunmaya çalışan bir kaç salak (kurumda da sayko olarak adlandırılan)gözlerini kapıyor görevini yapıyor yazık vallahi yazık koskoca muhteşem bir tiyatro kokuşmuş ve bunu kurtarıcak aynı türkiyede  her kurumda olduğu gibi kimse yok .Gerçekten bu sene ankarada görevliyim ve yalnızım gıdıp oyun seyrediyim dedim ama seyirciden başka bi şey göremedim ankara seyircisi ısrarla tiyatroya sahip çıkıyor müthiş bir seyirci kapasitesi var ama malesef yine oyun yok ve tum türkiyedeki tüüm bölgelere bakıyorum seyredilicek kapasitede en fazla 5 oyun çıkar onlarda eski sezonlardan kalma kurtarıcı oyunlar. alış veriş merkezinde açılmış bir sahneden nasıl bir performans beklenıyor o da ayrı bır tartışma konusu içim acıyor yaptığımız iş çok önemli ve çok değerli ama ama ama  :uzg:bu arada mustafa bahsettiğin oyunuda ewet okumadım :(tek anlatmak istediğim şey o bu diil totalde batmak üzere olunduğuydu

 6 
 : Nisan 21, 2010, 09:48:24 ÖÖ 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: kerem
Bu sene neredeyse tüm Dt ve Şehir Tiyatrolarının broşürlerini aldım. Fakat seyredecek kayde değer bir oyun bulamadığımdan gidip seyretmedim... Hatta bizim küçük bir grubumuz var tüm oyunlara birlikte gidiyoruz. Organizasyonu kayınpederim yapıyor, daha geçen gün onu konuştuk koca sezon geçti ve biz sadece 2 oyun seyrettik diye.

 7 
 : Nisan 21, 2010, 09:39:06 ÖÖ 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: mustafa
Keremcim, DT bu yıl sözümona 60. yılını kutluyor, ama oynanması için seçilen oyunlara bak, yazarlar ya oynanan oyunların yönetmenlerinin öğrencisi eş dost ahbap hesabı.

Bunun en güzel örneği İzmir'de oynanan Rezervuar Kanişleri oyunu. Üstelik insanlar o kadar ahmak ki(veya yüzsüz deyin isterseniz) bu ikili ilişkileri, oyun broşüründe yazıp kendilerini açık ediyorlar. Biraz dikkatli olan seyirci de broşürü okuyunca olayın boyutunu anlayabiliyor.

Sonra da deniyor ki "Türkiye'de yeni yazar yetişmiyor", nasıl yetişsin bu ayak oyunlarıyla ? Arkası olmayan, ancak kalemi sağlam olan ne yazarlar harcanıyor o hazırlık aşamasında edebi kurullarda.
Ankara'da 2009 sonbaharında DT'den öyle bir oyun izledim ki, inanamadım Ankara gibi bir kentte öyle bir basit oyunun hem de DT tarafından sergileniyor oluşuna.
Öte yandan Adana'da "Düşmanla Sevişenler" diye ahmaklık ötesi bir oyun sergileniyordu yine bu 60. yıl tantanasına, ancak oyun o kadar komik ve saçma hatalarla doluydu ki, müthiş tepki ve eleştiriler aldı ve kalktı. Oynanmıyor.
Düşünün, 2. dünya savaşında Patates yetiştiren Norveç'te geçiyor olay, yahu Norveç topraklarında koca Alman imparatorluğuna yetecek kadar patatesi nasıl yetiştirirsin ?
Patatesin asıl üreticisi Polonyadır ve bunu ufak bir araştırmayla öğrenmek mümkündür.
Onu da geçtim, köylü kadınlar, alman askerlerin tecavüzüne uğruyor, saçlarından tutulup yerlerde sürükleniyor ve iki dakka sonra kalkıp hiçbirşey olmamış gibi el çırpıp dans ediyor.
Böyle ahmakça ve salakça oyunlar edebi kurullardan geçiriliyor, ama adı duyulmamış tiyatroya gönül vermiş ve birşeyler yapmak isteyen yazarların oyunları ottan boktan bahanelerle "red" yiyor.
Sebebip mi ? "Tamamen duygusal !"

 8 
 : Nisan 20, 2010, 05:08:39 ÖS 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: kerem
Bişey itiraf edeyim... profesyonel bir oyuncu olmadığım için hep gıbta ile bakarım etrafımdakilere...
Her oyun seyrettiğimde neden bende orada değil derim hala. Ama bu yazılanları ve sağdan soldan duyduklarımı ayrıca bazı tiyatro gruplarının içinde zaman geçirdikçe hala amatör olduğum için gurur duyuyorum desem yalan olmaz.

Nerede bizim bildiğimiz tiyatro nerede bu yazılanlar? Kimse yok mudur amatör ruhu ile bu işi para kazanmak için yapan ? Üç beş kişi midir bunlar? Yazıklar olsun sanat adına arkada yapılan bu çirkin oyunlara..

Hayat bir sahne ve bizlerde birer oyuncuyuz demiş ya büyük üstad.. Çok haklı biz tiyatro kulislerinde bile bu ali cengiz oyunlarına devam ediyoruz..

ne diyeyim... yaşasın hala içi sahne sevgisi ile dolu olan yüce insanlar..

 9 
 : Nisan 20, 2010, 08:41:25 ÖÖ 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: mustafa
şunu anladım sanat işi profosyenel yapılmıyor... yapılırsa da intikam işlerinden başka bişey olmuyor...

Keremcim sana şunu söyleyeyim, o isyan ettiğin yazıya konu olan başdramaturg Firuzan Tercan, halen aynı görevini sürdürmekte, yani "başdramaturg" kendileri. Büyük bir pişkinlikle o makamda oturmaya devam ediyor, onurlu her insanın yapması gerektiği gibi gitmemiş.
Sadece o çalkantılı dönemde apar topar izine çıkartılıp "emekli olacak zaten" denilerek olaylar geçiştirilmiş.
Eda, o yazıyı okuduğunda alınmış, biraz gücenmiş "yok öyle birşey" demişti, kendisi yazıya konu olan "odalar" oyununu okumuş olsaydı eğer aynı fikri savunur muydu bilemem, ancak ben oyun tekstini okudum, oyunda öyle bir ana konu ve alt metin var ki, neredeyse bu oyunu Firuzan Tercan'ın oğlunun yazdığına bile inanmak zor, bu oyun belli ki açıktan da destek almış. Kurumdaki iç çekişmeleri ve intikam alma hırsını gözler önüne seriyor, halef - selef olayını gözler önüne seriyor ve aslında sonradan bu makama gelenin resmen geçmişteki kişiyi sorgulamak ve intikam almak için nasıl basit bir hesaplaşmanın peşinde koşup, ihtirasının kurbanı olduğunu görüyorsun.
Oyun metninde öyle abukluklar var ki, tarafsız bir yazarın yazmış olması mümkün değil, resmen kusmuş kinini. Böyle bir oyunun DT arşivinde yer almış olması "büyük haksızlık" diğer yazarlara karşı.
Ama ne yapalım ki bizim "başdramatug" annemiz yok !

 10 
 : Nisan 14, 2010, 04:00:55 ÖS 
Başlatan mustafa - Son mesaj Gönderen: kerem
şunu anladım sanat işi profosyenel yapılmıyor... yapılırsa da intikam işlerinden başka bişey olmuyor...

Sayfa: [1] 2 3 ... 10